Geçen yaz mevsiminde hava sıcaklığının herkesi rahatsız edecek derecede yükselmesi ve bilim adamlarının 2013 yılının, geçen yıldan da daha sıcak olacağını açıklaması, küresel iklim bozulmasının etkisi altına girdiğimizi gösteriyor.
Bu durumda önümüzdeki yıllarda,yaşamımızı zorlaştıracak kavurucu sıcakların ve kuraklığın daha da artacağı anlaşılıyor.
Halen yaz mevsiminde bulunan Avustralya’daki aşırı sıcaklar ve buna bağlı ortaya çıkan yangınlar,küresel ısınmanın, ne kadar büyük bir potansiyel felaket olduğunu gösteriyor.

Kürsel iklim bozulması sonucu,kavurucu sıcaklar günlük yaşamımız zorlaştıracak, şiddeti artacak kuraklığa paralel olarak, su tüketimi artacak, yer altı su kaynaklarımız azalacak, tarımsal yetiştiricilik zorlaşacak ve bu olumsuzluğun sürmesi durumunda ileride, sadece özel teknik uygulayarak bitki yetiştirilmesi mümkün olabilecek.

Küresel iklim bozukluğu bizim dışımızda, batılı büyük sanayi ülkeleri ile Çin, Hindistan gibi taşeron üretici ülkelerin atmosferi aşırı derecede kirletmesinden kaynaklandığına göre, bu olumsuz gidişatı durdurmak elimizde değildir.

Bu nedenle, bizim yapabileceğimiz tek şey, bitki örtümüzü süratle artırmak ve böylece küresel iklim bozulmasının, etkilerini mümkün olduğu kadar azaltmaktır.
Bilindiği gibi bitkiler, kuraklığın ve hava sıcaklığının bir miktar azalmasında, yani havanın biraz serinlemesinde, olumlu rol oynar.
Ülkemizin ağaç varlığını korumak ve artırmak için hükümetin, uygun koşulları oluşturması, ağaçlandırmanın önünde en büyük sorun olan sürü hayvancılığını kontrol altına alması ve modern üreticiliğe dönüştürmesi şarttır.

Yaşanan dönemde gerek Orman Dairesinin, gerekse özel kişilerin arazilerine diktiği fidanlar, çobanlar tarafından hayvanlara yedirildiği için, ağaçlandırma faaliyetleri beklenen düzeyde başarılı olmuyor.
Hatta çobanların izin alma gereği duymadan başkalarının tarlalarında, bağ- bahçelerinde, harup- zeytin plantasyonlarında serbestçe hayvanlarını otlatabilmesi nedeniyle, vatandaşlar tapulu arazilerini ağaçlandıramıyor. Çevresi tellenerek ağaç dikilen arazilere bile, çoğu kez davarlar sokularak, bitkiler yediriliyor.
Aslında, şimdiki şekli ile yapılan küçük baş sürü hayvancılığı, ülkemiz ekonomisine ve üreticiye bir şey kazandırmaması bir yana, zarara da sebep oluyor.
Çünkü sürü hayvancılığı, doğanın kendi kendini yenilemesini ve yeni ağaçların yetişip büyümesini engellemektedir. Ayrıca, sürü hayvancılığı, özel kişilere ait bağ, bahçe, zeytin, harup ağaçları ile ormanlara büyük miktarda maddi zarar veriyor.

Kuşkusuz küçük baş hayvan yetiştiriciliği yapılmasına kimse karşı değildir.Fakat şimdiki şekli ile hayvan yetiştiriciliği yapılması, çağdaş ve iyi bir seçenek değildir.Doğrusu,tüm faaliyetlerde olduğu gibi, küçük baş hayvan yetiştiriciliği de, başkalarına zarar vermeden yapılmalı.
Modern çağımızda, artık hayvan yetiştiriciliği bin yıl önce olduğu şekilde yapılmamalı. Tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi, üretici hayvanlarının taze ve kuru ot gereksinimini kendi arazilerinde yetiştirmeli ve otlatmayı da kendi merasında yapmalı.

Yoksa şimdi yapıldığı gibi çobanların, hayvanlarını ormanda ve özel kişilerin arazilerinde otlatması; vatandaşlar arasında çatışmalara zemin hazırlayan, yasa dışı ve mülkiyet hakkına tecavüz olup, doğanın kendi kendini yenilemesi bakımından çok sakıncalıdır.

Kısaca belirtmek gerekirse ağaç varlığımızın yetersiz olması, ülkemizde yaşayan herkesin zararına,yeterli düzeye çıkarılması ise herkesin yararınadır.Bu nedenle, elbirliği ile ağaç varlığımızı artırmalıyız.Yalnız sadece halkın ve İlgili STÖ’lerin gayret ve isteği ile ülkemizin ağaçlandırılması, mümkün değildir.
Öncelikle hükümet ağaçlamayı caydıran olumsuzlukları ortadan kaldırmalı ve özendirici önlemler almalı .
Halen çobanlar kırsal alanlarda bulunan tüm arazilerde, mal sahibinin iznini alma gereği bile duymadan hayvanlarını otlatıyor.Ayrıca hükümet de mülkiyet hakkını dikkate almadan, özel kişilere ait araziler üzerinde, avcılara avlanma izni veriyor.

Bu durumda, mülkiyet hakkına tecavüz edilen bir ülkede, mal sahiplerinin tapulu arazilerine ağaç dikmesi beklenemez.Kimse zarara uğratılacağını ve yapacağı masrafın boşa gideceğini bile bile ağaçlandırma yapmaz.Zaten arazisini ağaçlandıranlar da pişman edilir.
İşte bu nedenle ülkemizin ağaçlandırılabilmesi için, önce hükümet ağaçlandırmanın önünü açmalı ve vatandaşın malına mal diyebilmesini sağlamalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40