5 çayı diye bir şey var.
Kadınlar olduğunu sanırdım, ben da katılınca erkekler için de bir mahsuru olmadığına karar verdim.
Hele de akşama doğru olup da insanın midesi kazınmaya başlayınca atıştırmak hiç de fena olmuyormuş.
Şaka bir yana, Emete İmge hanımın daveti üzerine katıldım ben de 5 çayına.
İyi de yapmışım, en azından kurultay kirliliğinden birkaç saatliğine arınmak iyi geldi.
Ama, kurultay yazıları yine öne geçince biraz gecikmeli oldu izlenimlerimi aktarmak.
Her şeyden önce, 100’e yakın kadın ve birkaç tane erkeği ‘hasta hakları’ konusunda bir çatı altında görmek umut verdi bana.
Ülkenin önde gelen kadınları o kadar güzel şeyler söylediler ki, nasıl olur da bu kadar üretken insan varken, bir türlü dünyanın kabul ettiği hasta hakları yasası bizde bu kadar önemsiz olur da geçmez diye hayıflandım.
En çok da hukukçu bir bayanın konuşması kaldı aklımda;
“Hasta hakları, insan haklarıdır…”
Bu kadar basit işte. Eğer bu ülkede insan hakkı varsa, hasta hakkı da vardır, yoksa da insan hakları erozyona uğramıştır belki de hiç olmamıştır.
Peki neymiş bu Lizbon bildirgesinde ortaya konulan hasta hakları;
-Hasta, hekimini özgürce seçme hakkına sahiptir.
-Hasta, hiçbir dış etki altında kalmadan özgürce klinik ve etik kararlar verebilen hekim tarafından bakılabilme hakkına sahiptir.
-Hasta yeterli ölçüde bilgilendirildikten sonra önerilen tedaviyi kabul ve reddetme hakkına sahiptir.
-Hasta, hekimden tüm tıbbi bilgi ve özel hayatına ilişkin bilgilerin gizliliğine saygı duyulmasını bekleme hakkına sahiptir.
-Her hastanın onurlu bir şekilde ölmeye hakkı vardır.
-Hasta uygun bir dini temsilcinin yardımını içeren ruhi teselliyi kabul veya reddetme hakkına sahiptir.
Nasıl da yabancı geldi size bu güzel maddeler değil mi?
Ben de aynısını düşünüyorum.
Adamlar öleceksen bile onurlu bir şekilde öleceksin diyorlar.
Bizde ise ambülâns bozuluyor insanlar ölüyor.
Yanlış kan veriliyor, ölüyorlar.
Yanlış anestezi ile hayatları yitiyor.
Ama, sorumlular bir türlü belirlenemiyor.
Sorunlarla kafanızı şişirmeye niyetimiz yok.
Sözümüz siyasetçilere filan da değil!
Onlardan umudu çoktan kestik biz…
Sözümüz, bu ülkede insanca yaşamak isteyip de yaşayamayanlara.
Her şeyden şikayetçi olup mız-mız eden ama hak-hukuk için bir türlü gücünü birleştirmeyenlere.
Onun için Emete İmge’nin başlattığı bu mücadele önemlidir.
Destekleyip desteklememek sizin elinizde.
Ama, ‘boşver’ diye geçiştirirseniz, gün gelir bu haklara ihtiyacınız olur.
Kimseyi yanınızda bulamazsınız…
Ben artık bu örgütün bir neferi sayarım kendimi, sizi de beklerim.
Hastayım ve haklarım var diyorsanız, bir omuz da siz verin.

Delikanlı Tatar!
 
Önceki gün Maliye Bakanı Ersin Tatar ile canlı yayındayız, tatlı tatlı sohbet ediyoruz.
Mazbatadan dolayı Güney Kıbrıs’ta yaşamak zorunda kalan bir vatandaş aradı, iki kelimede kızdırdı Ersin beyi.
Ersin beyin rengi değişti, ‘almayın böyle telefonlar’, diye parladı.
Sonra Girne’den bir izleyen aradı, Ersin beye övgüler düzdü.
Hatta ‘delikanlı bakan böyle olur’ dedi..
Konuşması bitince arayanı tam hattan alacaktık ki Ersin bey söze girdi;
‘Biraz daha konuşsun’ diye ekledi.
Hep birlikte gülüştük…
 
 GÜNÜN FOTOĞRAFI
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Mutlu ATASAYAN, bakanlığınızda iki tane makam şoförü olduğu halde siz bir yenisini hem de bölgenizden birisini daha istihdam ettiniz. Siz de mevcutlarından çok farklı değilsiniz demek. Koltuğa oturana bir şeyler oluyor değil mi?
Sayın Sunat ATUN, mevzi değiştirince çabuk uyum sağlayasınız diye her gece sizin onurunuza moral yemeği veriliyormuş. Hiç canınızı sıkmayınız siyasette her şey iki günde unutulur gider. Maksat istikrar olsun.
Sayın İrsen KÜÇÜK, Ahmet Kâşif’in Sema Oteli’ndeki destek yemeğine karşı siz de yarın akşam DAÜ Beach Clup’da 1000 kişilik bir organizasyon hazırlamışsınız. Kıbrıslı her şeyi yeme içme ile hallediyor değil mi? Aman kolesterole dikkat.
Sayın Ahmet KAŞİF, bugün öğlen Meclis’de basın ile bir araya gelip önemli açıklamalar yapacağınızı öğrendik. Yemek yoksa kimse icabet etmez ona göre. Ha keşke Burcu kebapta yapsaydınız bu toplantıyı.
Sayın Ahmet ÇALUDA, yani hiç de göründüğünüz kadar saf birisi olmadığınızı kanıtladınız. Her gün bir gazeteci arkadaş ile taktik belirlediğinizi öğrendik. Hiç merak etmeyin, meslektaşımızın ismini hiçbir zaman deşifre etmeyeceğiz. Sadece yazdık bir kenara!
Sayın Sercan ÇAVUŞOĞLU, önceki gün kulaklarım uzun süre çınladı megerse beni anıyormuşsunuz. Bir de selam gönderseydiniz daha memnun olacaktım. Gençliğinize verdim gitti…
Sayın Menteş GÜNDÜZ, Yeşilırmak’da kurultay kuyuları kazılmaya başlamış bile. Kimlere yasal olmayan izin verdiğinizi yazayım mı, yoksa izinleri hemen iptal mi edeceksiniz? Karar sizin!
Sayın Mahmut ANAYASA, kurultay sonrası UBP amblemi üzerinde çalıştığınızı duydum. Ama rengi niçin yeşil olarak seçtiniz anlayamadım. Renk körü mü oldum acaba?
Sayın Meriç ERÜLKÜ, iki sene önceden bir hayli tecrübeli olduğunuz için fabrikada çalışanlara sel nöbeti yazmaya başlamışsınız. Herkes kendini önlemini almazsa işimiz zor değil mi? Bir gondol bulursam bir gece uğrarım.
Sayın Volkan ÇANAKÇI, görevden alınmanız hiç şaşırtmadı değil mi? Perşembenin gelişi Çarşamba’dan belliydi zaten. Hiç dert etmeye değmez. Geçmiş olsun.
Sayın Aydın AKKURT, hadi yine iyisiniz turnayı gözünden vurmuşsunuz. Yakında bir bakanımızla dünür oluyormuşsunuz. Artık size de ensesi kalınlardan diyebilir miyiz? Genç çifte mutluluklar dileriz.
Sayın Ali YÖNEL, siz bu işten yırttığınızı söylüyorsunuz ama hiç de öyle değil. Benim bildiğim en az üç sorunun cevapları yanlış. Öğrenmek isterseniz bizi takip etmeye devam edin.
Sayın Ömer TATLI, yeni arabanız hayırlı olsun. Artık kuyruğunu düzeltelim sonra turumuzu atarız değil mi? Kazasız belasız sürüşler dileriz. Nazar boncuğunuzdan bizden olsun.
Sayın Hasan SADIKOĞLU, son günlerde birilerine yemek sözünüz varmış ama bir türlü sözünüzü yerine getirmemişsiniz. Şikâyet var bilesiniz.

Sayın Halil ORUN, gitmiş olduğunuz bazı mekanlarda kimseye seslenmeden girip, seslenmeden çıkıyormuşsunuz. Bu hassas dönemde halkımızı unutmamak lazım. Bu sıralar çok düşünceli görülüyorsunuz.

Sayın Hüseyin GÜL
, İskele Boğazı’nda açmış olduğunuz yeni balık restorantınız hayırlı olsun. Ancak serviste biraz yavaşlık var diyorlar. Yoksa balıklar taze olsun diye oltayı siz mi atıyorsunuz?

Sayın Hüseyin GÜLERSOY, İngiltere tatilinden sonra 120 km hızla işe başlamışsınız. Yakın çevrenize anlata anlata bitirememişsiniz. İyi de bu güzel gelişmeyi halen arkadaşlarınızla ıslatmamaşsınız.

Sayın Ali Rıza USLUER, kurultay dan çıkacak olan sonuç belli çalışmaya gerek yok diyormuşsunuz. Ama Ejder Arap atı gibi sonradan açıldı ve delgeleri bire bir takibe aldı. Siz yine de büyük lokma yiyin ama büyük laf etmeyin, nolur nolmaz.

Sayın Evren SANLI, yeni restorantınız hayırlı olsun bol kazançlar dileriz. Böyle riskli bir dönemde büyük cesaret doğrusu. Allah utandırmasın.

Sayın Halil GÜDER, İskele boğazında yapmış olduğunuz yatırım bölgeye canlılık getirmiş. Böyle sıkıntılı günlerde sizin gibi yatırımcılara ihtiyacımız var, devamını dileriz.

Sayın Özay ÖYKÜN, Demokrat Bakış gazetesi size kıyak yapıp her haberinizde 30 yaşınızdaki resminizi koyuyor. Gazete editörüne ne ısmarlasanız yeridir. Maşallah pek de yakışıklıymışsınız. Hey gidi günler hey…

Sayın Hurşit KÖYLÜ, yakın ailenizin ve çevrenizin son zamnlarda halini ve hatırını sormaz olmuşsunuz. Mevsim değişikliğine mi verelim yoksa öküz altında buzağı mı arayalım. Kararı siz verin.
 
 
Günün Fıkrası
Ayı

Çoban su kenarında koyunları otlatırken, bir ağacın altında bikini ile güneşlenen Fransız bir turist kadın görmüş. Adam zaten uzun zamandır dağda, dayanamamış kadına tecavüz etmiş. Ama ne tecavüz, defalarca. Fransız turist soluğu jandarmada almış. Jandarma, çobanı yakalamış. Getirmişler karakola ifadesini alıyorlarmış. Fransız turist demiş ki:
- Böyle bir erkek! Ben asla görmedim, şikayetçi değilim ama benimle birlikte Fransa’ya gelirse…
Adam cevaplamış
- Ben nasıl gelirim? Koyunlar var, çoluk çocuk var, gelemem. Kadın ısrar ediyormuş:
- Gelmezsen hapse atacaklar.
Adam sonunda:
- Benim bir kardeşim var, o bekar, onu alıp götür.
Fransız turist sormuş:
- O da senin gibi mi? Yani güçlü kuvvetli bir erkek mi?
Çoban:
- Valla bilmiyorum ama 2 sene evvel bir ayıya tecavüz etmişti, ayı 2 senedir hala eve bal getirir...
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40