Kıbrıs’ta 1950 yılları İngilizler özellikle Rumların etkin mücadelesi sonucunda Kıbrıs adasından kendi haklarını koruyarak çekilmeyi ciddi anlamda düşünmeye başlamışlardı.
Hatta o kadar ki, Kasım 1951’de İngiltere’ye, Yunanistan’da dört yerde 99 yıllığına verilecek üstlere karşılık Enosis'in gerçekleşmesi önerisi yapıldı ama olumlu bir yanıt alınamadı (oran,2008, s 597).
İngilizler kendi çıkarlarını ada da sağlama almak için Kıbrıs konusuna Türkiye devletini de ortak etmek istemekteydi.
Peki, İngilizler bunu nasıl yapacaktır?
Türkiye’yi Kıbrıs konusuna müdahil edeceklerdir. Oysa O yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti yetkileri bizim Kıbrıs sorunumuzu yoktur diye beyanat dahi vermişlerdi.
Nitekim Türkiye olaya 1955 de resmen müdahil olsa da müzakereler gayri resmi 1950 yıllarına kadar dayanır.
İddia odur ki, İngilizler tarafından düzenlenen Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıs Türkce madatının anlaşmasına yönelik bir toplantı sırasında,
Rumlar; Türkler Kıbrıs’ta yaşayan Ermeni ve Maronitler gibi azınlıktır. O yüzden azınlıklar kadar hak verilmelidir. Burada 2007 yayınlanmış Niyazi Kızılyürek’in makalesinin de yer alan kısma bakmakta fayda var 1950’de Kıbrıslı Rumların genel düşüncesi. “ Siz bir azınlıksınız çoğunluğun iradesine boyun eğmelisiniz! Ada’nın Yunanistan ile birleşmesi ilahi ve dünyevi adaletin olduğu gibi, demokrasinin de bir gereğidir.” (Kızılyürek,2007,s 65)
Bunun üzerine Kıbrıs Türk cemaati da Rumların hiç beklemediği bir cevap vermiş,
Eğer Kıbrıs’ta Türkler azınlıksa nasıl olurda lig de bir Türk takımı şampiyon olur.( o yılda Çetinkaya lig de şampiyon olmuştur. Kanaatimce Çetinkaya’nın efsaneliği buradan gelmektedir.)
Bu cevabı beklemeyen Rumlar şaşkına döner. Ve yine iddiaya göre ligleri ayırmak için çaba sarf ederler. Nitekim ligler 1955 de ayrılır.
O günden itibaren ayrışmaya başlayan iki toplumun 1958, 1963-64, 1967 ve 1974 de yaşanan olaylar sonucuda ayrışmasomutlaşır.
Bugün KTFF ile KOP arasındaki görüşmeleri bu açıdan bakıldığında oldukça önemlidir. İki toplumu birleşmesi adına katkı sağlayacaktır.
Bazı çevrelerin kaygısı olduğu aşikârdır. Esasında kaygının da olması normaldir. Yalnızca bu kaygı çok aşırı yüksek ve tamamen boşvercilik olduğu zaman tehlike zilleri çalamaya başlayacaktır.
Hasan Sertoğlu’nun ve ekibinin bu kaygıları da dikkate alarak harekete edeceğinden şüphe duymacağız.
Sonuç olarak onlarda bu toplumun bir ferdi olarak, yine toplumun kaygılarını göz ederek hareket edecekleri aşikârdır.
Hasan Sertoğlu ve ekibine güvenmeliyiz. Yolları açık olsun.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40