“Brutus, Sezar’ın sevgili uşağıdır ve gaza gelip Sezar’ı hançerleyenlerle birlik olur, Sezar’ı bıçaklarlar, Brütüs’ü gören Sezar’ın ağzından şu dünyaca meşhur sözler çıkar;
-Sen de mi Brütüs?
Brütüs beyninden vurulmuşa döner, yanındakileri bıçakla delik deşik eder.

Ama yine de Sezar geri gelmeyecektir, bıçağı kınına koyar ve yoluna devam eder,
Üç damla gözyaşı döker, biri Sezar için, biri kendi için diğeri ise bizim için…”

Sunat Atun, Eroğlu’nu kandırdı, Kaşif’i kandırdı, Afet hanımı kandırdı ama bizi kandıramadı.

Bu iş çoktan bitirildi dediğimizde, Kaşif yanlıları ‘hadi oradan’ diye sitem etti…

Sunat Atun’a inananlar şimdi şaşkın ördek gibi ama biz hiç şaşırmadık.

Çünkü Atun, kurultay gezilerinde Kaşif’in elini kaldırırken, başka mekanlarda çoktan el sıkışmış ve manevra yapacağını teyit etmişti.

En son olarak Mağusa’da Cuma akşamı kendisine yakın delegeleri Temel Reis’te topladı ve ‘Ahmet abi artık beni kaale almıyor’ deyip düğmeye bastı.

Tarihteki Sezar-Brütüs ilişkilerine bakarsanız, Eroğlu’nu Sezar’ın yerine koyup, Atun’u da Brütüs ilan edebilirsiniz.

Ama Sezar şanslıydı!

Çünkü tek bir tane Brütüs’ü vardı…

Eroğlu’nun ise birden fazla!

Bugün Atun, yarın Saner, öbür gün Dürüst…

Artık herkes bilmeli ki, asıl hedef Kaşif değil, Eroğlu’dur!

Eroğlu, kendi elleriyle yetiştirdiği ve öne sürdüğü askerleri tarafından hançerlenmektedir.

Sahte imza olayından sonra ‘Kaşif adaylıktan vaz geçip köşesine çekilmelidir” demiştik!

Kaşif yanlıları yine ateş püskürmüştü bize!

Yineliyoruz, hemen bugün vazgeçsin bu sevdadan…

Ya da Brütüs’ler gittikten sonra kalanları toplasın ve Brütüs’lerden intikam almak için kafa patlatsın.

Hatta Sezar’a da danışmadan yapmasın.

Tek atımlık bir kurşunu var şimdi…

Karar kendisinin!




Devlet-parti bütünleşmesi!

Cumartesi günkü yerel gazetelerde yer alan bir haberde Cuma akşamı yapılan UBP parti meclisi toplantısına başbakanlık Müsteşarı Ömer Köseoğlu’nun da katıldığı ve UBP pari meclisi üyelerine Ekonomik Paket ile ilgili bilgi verdiği yer almakta idi. Küçük bir ayrıntı gibi duran haberin bu bölümü aslında ülkemizde yaşanmakta olan çarpık olguların, devlet parti bütünleşmesinin, partiler içinde ekonomik konular ile ilgili komitelerin ya olmadığı, ya çalıştırılmadığı ya da bu bilgileri ilgili bakanlık ve bürokratlar ile istişare edip anlatacak nitelikte kadroların bulunmadığı gerçeğini gözler önüne seriyor.

Devletin bir bürokratını parti meclisi üyelerinin ayağına ve partiye taşıyarak onlara izahatta bulundurma alışkanlığı bir yana, bürokrata “haddini bil, bunlar senin orda tutan kişiler” psikolojisini baskılarken, öte yandan da aslında devlet ve devletin kurumsal kişiliğini küçültüyor. Yıllardır her iktidara gelen partide örneğini yaşadığımız bu olaya, en azından “yeni dönem açıyoruz, yanlış uygulamaların üzerine gidiyoruz” iddiasında olan Başbakan İrsen Küçük’ün daha çok hassasiyet göstermesini beklerdik.

 

 

Delegeye Anamur gezisi!

İstihdam, kredi ve başka avantalar yetmedi şimdi de UBP’li delegeler Anamur gezisine götürülüyor.

Bu konuda sayısı sınırı tanınmadan bütün delegelere çağrıda bulunuldu ve 48 saat önceden isimlerinin yazdırılması istendi.

Aynen, Brüksel çıkarması gibi!

Yine, devletin kesesinden…

 

 

 

MESAJ KUTUSU


Sayın Derviş EROĞLU, ne büyük şanssızlık değil mi? Sezar bile tek bir Brütüs’e sahipken, siz en az üç tane Brütüs yetiştirmişsiniz. Umarız bu kadarla sınırlı kalır.

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, bilirsiniz kulağım deliktir. Rakipler karşı atağa geçtiler ve bir bomba patlatmaya hazırlanıyorlar. Doğru ya da değil bilemeyiz ama eğer doğruysa bu ülke kalkıp oturur ve bir daha da hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Sağlam basmakta yarar var.

Sayın Derviş EKŞİCİ, öğretmen sınavında adınız anılınca bugün yapılacak olan sınavın da şaibeli olacağı iddia ediliyor. Ha keşke her yerde İrsen beyi desteklediğinizi söylemeseydiniz. Bir de şu adaylık işi sınava gölge düşürebilir.

Sayın Ersan SANER, Derviş beyin yarattığı bir politikacı olarak şimdi bütün gözler size çevrildi. Ekonomi mi önemli yoksa kurultay mı bugün-yarın bir açıklama yapmanız bekleniyor. Hadi hayırlısı.

Sayın Yüksel ÇELEBİ, Boğaz’da Aknar sitesinde oturanlar şikayet etti, yeni bir binanın inşaat işleri Pazar günleri de erken saatlerden itibaren devam ediyormuş. Bölgede olay çıkmaması için müdahale etmeniz bekleniyor.

Sayın Serdar DENKTAŞ, milletvekili aday adaylarından 100 TL istemeniz aday olacak basın mensuplarını zora soktu diyorlar. Birkaç tanesi aradı basın indirimi olacak mı diye soruyor. Basın epey zorda desenize.

Sayın Barbaros SAVAŞÇI, Lefkoşa Eti sokak sakinleri kaldırıma park eden casıno araçlarından şikayetçiler. Hele ed kaldırıma park edilen araçlar büyük sorun yaratıyormuş. Ara sıra ekip göndermeniz isteniyor.

Sayın Ersin TATAR, UBP’li delegelerin Anamur’a götürüleceği ve masrafların da devlet kasasından karşılanacağı söyleniyor. Düşünsenize bir bin 400 delege birden gitmek isterse bu işin altından nasıl kalkarsınız?

Sayın Mutlu ATASAYAN, eğitimde fırsat eşitliği konusunda çalışma yapmanız ve elinizi çabuk tutmanız bekleniyor. Öğrenciler arasında uçurumun bir an önce kapatılması ve bu konuda insan haklarına önem verilmesi isteniyor.

Sayın Ünal ÜSTEL, 22 Ekim’de istihdam edilecek olan delege yakınları artık değil günleri saatleri saymaya başladı. Eğer bir aksilik olursa birkaç aylığına ortalıktan kaybolmanız gerekebilir. Anladınız değil mi?

Sayın Aslan BIÇAKLI, bir Göçmenköy sakini olarak olası yağışlarda kullanmak üzere şişme bot siparişi verdiğinizi duyduk. Olta takımı almayı da unutmayın sakın.

Sayın Cemal BİREN, yıllarca atıl durumda bulunan Sea Side otele talip oldunuz ya vermeseler de helal olsun size. Umarız Şerife hanım bu konuda size kolaylık gösterir de zorlanmadan işletmeye açarsınız.

Sayın Mehmet BAYRAM, topunuzla, tüfeğiniz ve tankınızla birlikte kurultaya dahil olmuşsunuz ve İrsen beyin cephesini tercih etmişsiniz. Eski tüfekler ne kadar iş yapar hep birlikte göreceğiz. Gazanız mübarek olsun.

Sayın Cafer GÜRCAFER, İnşaat Müteahhitleri birliğinden sonunda istifa edip bir daha dönmemek üzere Güney’e yerleşmeye karar vermişsiniz. Orada binlerce dönüm araziniz olduğu biliniyor, ne işiniz vardı ki burada?

Sayın Hakan BAYRAKTAR, Mağusa’da ne kadar çok seveniniz varmış böyle? Çok sayıda destek mesajınız var. Lefkoşa’ya yolunuz düşerse kahveye bekleriz.

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Lefkoşa’da Osman Vehbi sokak sakinleri asfalt döküldükten sonra trafiğin yoğunlaştı için birkaç tane hız engelleyici rampa istiyor. Konuya duyarlılığınızı bekliyoruz.

Sayın Çiğdem AYDIN, başarılı televizyon programcılığından sonra şimdi de köşe yazarlığınıza soyunduğunuz görülüyor. Parti gazetelerinde yazmak biraz zordur ama, yine de bir yerlerde  başlamak gerekirdi değil mi? Hayırlı olsun.

Sayın Mine GÜRSES, yazdırdığınız muskalar nihayet Fener’e yaradı ve farklı derbi  herkesin yüzünü güldürdü. Demek ki gittiğiniz hocanın nefesi gerçekten güçlüymüş. Adres istesek verir misiniz? Bizim takımın da ihtiyacı olacak gibi görülüyor.

Sayın Kudret AKAY, evinizde 30 tane kedi yetmezmiş gibi şimdi de bir köpek alarak hayvan hakları konusunda ödülü hak ettiniz. Bakalım bu kadar hayvanı hangi bütçeden bekleyeceksiniz merak ediyoruz.

Sayın Abdullah AKTOLGALI, ortağınız ile birlikte ayrelli yetiştirip ihraç etmeye başlamanız bu sıkıntılı dönemde cesaret isteyen bir işti. Tebrik ederiz. Ersin beyle konuşacağız size kocaman bir madalya versin. Fazlasıyla hak ettiniz.

 

Günün Fotoğrafı

 

Günün Fıkrası

Tanrı kaybolmuş

Mahallenin iki afacan kardeşi tüm mahalleliyi bıktırmış. Sürekli ana ve babalarına şikayet geliyor mahalleliden. Kırılan camların, kuyruğuna teneke bağlanan kedilerin, lastiği indirilen arabaların sorumlusu hep afacan kardeşler.
Ana ve babası usanıp bu durumdan kilisenin papazına anlatırlar durumu ve yardım isterler.
Papaz;
- “Gönderin çocukları konuşayım” der.
Çocukları gönderirler. Papaz önce büyük oğlanı çağırır;
- “Söyle bakiim evladım, tanrı nerede?”.
Çocuk susar. Papaz tekrar sorar;
- “Evladım söylesene tanrımız nerede?”.
Çocuk susmaya devam eder. Papaz ısrarla sormaya devam eder, çocuk susmaya… Sinirlenir Papaz;
- “Konuşsana be çocuk nerede tanrı?”.
Çocuk aniden fırlar kiliseden koşarak kaçıyorken seslenir kardeşine
- “kaçalım çabuk”.
Eve giderler, odalarına çıkıp kapıyı iyice kapatırlar, küçük oğlan sorar büyüğüne;
- “Neden kaçıyoruz?”.
Büyük yanıtlar;
- “İşte şimdi hapı yuttuk, tanrı kaybolmuş bizden biliyorlar!”...

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40