Kurultay bitti şimdi olası mahkeme sonuçlarını tartışır olduk.
Daha geçen hafta kurultayın sonucunu merak edip soranlar, şimdi mahkeme sonuçları üzerine tahminlerde bulunuyorlar.
Biz hukukçu değiliz ama naçizane fikrimiz mahkemeden bir sonuç çıkmaz ve kurultayda divanın aldığı karar geçerli olur.
Aslında UBP’nin genel başkanı kimin olacağı umurumuzda bile değil.
İnanın merak bile etmiyorum.
Ama merak ettiğim şeylerde yok değil.
Bunları öğrenmek için neler vermezdim neler!
Örneğin, kurultaydan birkaç gün önce adaya gelip İrsen Küçük’e Tayyip beyin sevgilerini getiren Egemen Bağış’ın şu anki ruh hali.
Koskocaman Türkiye Cumhuriyeti’nin çok önemli bir bakanı işini gücünü bırakıp buraya kadar geldi ve Başbakan’a güçlü bir destek verdi.
Verdi de ne oldu?
İrsen bey seçimi kıl payı kazandı ama şimdi mahkeme süreci başladı.
Egemen bey ya da onu buraya gönderenler, acaba şimdi ne düşünür diye meraktan çatlamak üzereyim.
Kurultayda her şeye rağmen alınan böyle bir sonuç Türkiye’nin yavrusuna bakış açısını da değiştirir mi diye de merak etmekteyim.
Adına ister müdahale deyin ister telkin.
Ankara ne zaman elini KKTC’nin iç işlerine soksa başarılı olamadığı artık kesin.
Bunu son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadık ve AK partinin danışmanlarının büyük destek verdiği Sayın Talat seçim kaybetti.
Hem de onca reklam ve propaganda desteğine rağmen.
Bu kez yine aynı ekip İrsen beye güçlü bir destek vermek için adamızdaydı.
Devletin tüm kaynakları kullanıldı, yüzlerce istihdam yapıldı, Ankara İrsen beyin yanındadır dendi ama topu topu 14 oyluk bir farkla İrsen bey ipi biraz da tartışmalı olarak göğüsledi.
Talat’ın seçim propagandasını yürüten Erol Olçak beyin de ikinci yenilgiden sonra ruh halini merak eder, öğrenmek için ne yemekler ne takım elbiseler feda ederdim bir bilseniz.
Merak ettiklerim bunlarla sınırlı değil;
Her şeye rağmen seçimi kıl payı kaybeden Ahmet Kaşif’in kurultay öncesinde yaşadığı bunalımın sebebini de öğrenmek isterim.
Ahmet bey nasıl kararını verdi, aday olmaması için kimlerin baskısına maruz kaldı, adaylığını açıkladıktan sonra kimlerden telefon alıp morali alt üst edildi, bunları her şeyden çok öğrenmek isterim.
İsteyenin bir yüzü derler;
Şu anda sesi soluğu çıkmayan ve artık telefonlarımıza bakmayan Kemal Dürüst’ün de kurultay sürecinde yaşadığı tecrübeleri, kimlerle telefon görüşmesi yaptığını, ne gibi telkinler aldığını, Türkay Tokel’e güçlü bir destek verirken kurultayda niçin bir otel odasında gizlendiğini merak ederim.
Siyasi geleceği çok parlak olan Sunat Atun, daha bir hafta önce Ahmet Kaşif’in elini kaldırırken nasıl oldu da bir hafta önce saf değiştirip Kaşif’e ağır suçlamalar yönelttiğini de öğrenmek isterim.
Hacı olmasına karışmam, Allah kabul etsin derim.
Ama Ersan Saner’in Trabzon’da başına gelenleri, kimlerle telefon görüşmesi yaptığını, ne gibi telkinler aldığını, kimlere söz vermek zorunda kaldığı da merak kapsamımın içinde.
Daha bitmedi;
Şu meşhur sahte imza olayını da bir türlü çözemedik.
O imzanın ardında kim ya da kimler var onu unuttuk gittik.
Allahtan defterimin bir kenarına not etmişim birden merakım şaha kalktı.
Sahi, ne oldu sahte imzacılar?
Olay oldu bittiye mi geldi yani?
Bir ülkenin başbakanının imzasını taklit edip gazetelere gönderenler bunca olaya rağmen evlerinde oturup viskilerini mi yudumlayacaklar?
Şunlar, bunlar suçludur cezaları da budur diyerek kodese gitmeyecekler mi?
Kopartılan gürültüler boşa mı gitti şimdi yani?
Turgay ve Tahsin beyi unuttum sanmayın sakın.
En az onlar kadar onların gelecekleri konusunda da merak içindeyim.
Büyük UBP Projesi için Ankara’dan buraya kadar gelenlerin bunca yoğun çalışması ne oldu?
Kurultayda oylar bu kadar birbirine yakın çıkınca, onların UBP’ye geri dönüşü de mi hayal oldu artık?
Kurultay’da İrsen beye güçlü destek veren Avcı ve Ertuğruloğlu’nun akşam başlarını yastığa koyduklarında aklından geçenleri, gördükleri rüyaları merak etmez miyim sanırsınız?
Hadi ben çok meraklıyım, ama mesleğim bunu gerektirir…
Peki ya siz, hiç mi merak edip de dost sohbetlerinizde bunları konuşmazsınız.
Bunu bile merak ederim…
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Kıvanç BUHARA, Geçitkale’de Rum mezarlığı konusunda kulağıma bir şeyler çalındı. Olayı takip ediyorum, bu hafta muhakkak kahvenizi içmeye geleceğim. Bu arada duyduklarım umarım doğru değildir.
Sayın Savaş ATAKAN, Derviş beyin yeni prens adayları arasında ilk sırada olduğunuz söyleniyor. Biraz prens yaşını geçtiniz ama, adı bile insanın kulağına hoş geliyor değil mi? Hadi bakalım hayırlısı.
Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, bayram sonrası hükümeti yıkacağız diye iddialı konuştunuz, vatandaş gün saymaya başladı. Böyle giderse size hiç gerek kalmayacak onlar bu işi halledecek gibi görülüyor.
Sayın Kadri FELLAHOĞLU, şu belediye başkanlığı adaylığı konusunda artık benden başkalarda fikir yürütmeye başladı. Demek ki ateş olmayan yerden duman çıkmazmış değil mi? Yakışır da doğrusu…
Sayın Ertan BİRİNCİ, çok yakında belediyede seçim var gibi görülüyor. Biraz daha yavaş hareket ederseniz treni kaçırabilirsiniz. Projeleri artık yavaş yavaş hazırlamaya başlayın. Bu arada bağımsız olarak çıkma şansınız yok bilesiniz.
Sayın Reha ARAR, ünlü sanatçı Funda Arar ile son günlerde sıkı-fıkı olmanız gözlerden kaçmıyor. Gözünüzün içine baka baka şarkı söylemeye devam ederse yakında İstanbul basınının diline düşer sonra da çok koşturursunuz.
Sayın Mine GÜRSES, Türkiye Cumhuriyeti’nin kutlandığı bir günde Fenerbahçe Cumhuriyetinin fena halde yara almasını acaba ne ile yorumlamak gerek? Sizin muskalar artık Şükrü Saraçoğlu’nda bile tutmamaya başladı. Hocayı değiştirmekte yarar var.
Sayın Dilek KIRICI, önceki akşam programınızda küçük bir meslek kazası yaşanmış diyorlar. Meslektaşlar bile bu süreçte çok hassas oldular değil mi? Büyük geçmiş olsun…
Sayın Halil İbrahim AKÇA, 29 Ekim akşamı Cumhuriyet kutlamalarındaki resepsiyonda katılım rekoru kırıldı diyorlar. Bir ara kuyruk Merkez Bankası’na kadar uzamıştı. Bu ne Cumhuriyet sevgi değil mi?
Sayın Yakup KILGÖZ, anlaşılan sizin bıyıkların kaderini de mahkeme belirleyecek. Ne meşhur bıyıkmış böyle? Sigortalatmayı hiç düşünmediniz mi? Bir düşünün hele…
Sayın Kemal Deniz DANA, belediyede erken seçimden konuşmaya başladığınıza göre duyduklarımız demek doğruymuş. Bu arada Osman Vehbi sokağa tam bir aydır çöp toplamaya gelmediler. Bu sokaktan zor oy alırsınız ona göre…
Sayın Hüda AKSOY, yoğun bir çalışma sonrasında parti meclisinin yüzde 87’si sizin eserinizmiş. Doğrusu büyük bir başarı. Her ne kadar delege tepki gösterdiyse de demek ki değerinizi bilmiyorlarmış değil mi?
Sayın Ünal ÜSTEL, şu yırt dışı gezilerine ara verip de istihdam sözü verdiğiniz gençlerin işini halletseniz diyoruz. Diğer bakanlar bu konuda yoğun çalışıyor ama siz biraz ağırdan alıyorsunuz. Seçim kapıda aman dikkat.
Sayın Cemal DAĞLIKOCA, artık devletin en tepesindekinin söylediklerini kendi kulaklarınızla duydunuz ve izdivacınız şart oldu. Gerekirse sizi Türkiye’deki televizyon programlarındaki izdivaç programlarına gönderelim de bu iş kökünden çözülsün.
Sayın Özdemir TOKEL, yine yapacağınızı yaptınız ve televizyon programının dibine kezzap suyu döktünüz. Bu enerji devam ederse bütün ekranlar size kapanacak ona göre.
Sayın Ahmet BENLİ, Gönyeli SAM projesi bir tesadüf sonucu elime geçti. Tebrik ederim ama biraz SAM amcayı çağrıştırdı bana. Bakalım ABD elçiliğinin tepkisi ne olacak?
Sayın Kerem GÜRSES, bayanların yaşı söylenmezmiş ama biz sizin de yeni yaşınızı burada deşifre etmeyeceğiz. Zira artık çoluk çocuğa karışmanın zamanı gelmedi mi? Aile ikinci torunu dört gözle bekliyor. Hayırlı yaşlar dileriz.
Sayın Hakan KUNTAY, yeni kliniğiniz tam anlamıyla uzay üssü gibi olmuş diyorlar. Bu gidişle siz yakında uzaya da gider orada da mesleğinizde söz sahibi olursunuz. Özellikle yeni film tekniği büyük beğeni kazanmış. Hayırlı işler dileriz.
Sayın Ramazan ÖZÇELİK, Türkiye’den gelecek olan su sizin araziye ulaşacağı için bir anda topraklarınızdan olmuşsunuz. Güler misiniz yoksa ağlar mısınız o da sizin bileceğiniz iş olsun…
Sayın Burhan CAMBAZ, arka bahçede her türlü yeşillik ve sebze üretimini başlatıp yakında pazarda satışlara başlayacağınızı duyduk. Ekonomik sıkıntılar insana neler yaptırıyor değil mi? Bol kazançlar dileriz.
 
 
Günün Fıkrası
 
Meraklı deve
 
Genç deve annesine sormuş;
- "Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"
Anne cevap vermiş:
- "Çölde kuma batmamak için."
Genç deve tekrar sormuş:
- "Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
- "Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye."
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
- "Bizim niye hörgüçlerimiz var."
Anne deve sabırla yanıtlamış :
- "Çölde çok uzun süre susuz idare edebilme için suyu hörgüçlerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :
- "Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz??"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40