Dün kamuoyunda çıkan bir haber üzerine halkın tercümanı olarak bu konuyu ve ülke gündemini kaleme almayı düşündüm. Dün çıkan haber şöyle idi; “CTP: zamlar geri alınsın. Hükümet, krizin aşılması adına gerekli adımları atmazsa stagflasyon toplumsal ve sosyal sorunlara yol açacak, bunu siyasi kriz takip edecek”.  Ayrıca CTP; “UBP-DP hükümetinin 8 aylık sürede Akaryakıta yüzde 20-25, Tüp gaza yüzde 36 ve elektriğe yüzde 40 dolaylarında zam yaptığını” belirten CTP, 6 adet hükümete öneri sundu. Şöyle ki;

  • FİF gelirlerini şişirmekten vazgeçilmeli ve zamlar geri alınmalıdır.
  • Tüm kamu kurum ve kuruluşlarını kapsayacak şekilde münhalsiz ve sınavsız hiçbir istihdam gerçekleştirilmeyeceğiyle ilgili koşullar oluşturulmalıdır.
  • Müşavirler konusunda CTP’nin yaptığı yasa değişikliği önerisinin derhal Meclis’te ele alınmalıdır.
  • Ekonomik daralmanın önüne geçebilmek ve piyasaları rahatlatmak adına kamunun altyapı yatırımlarını hızlandıracak kriz mekanizması oluşturulmalıdır. Bu mekanizma Türkiye Cumhuriyeti’nin altyapı yatırımları için sunduğu hibe olanaklarının tamamının yatırıma dönüştürülmesini sağlamanın, ülkede ekonomik fayda sağlayacak özel yatırımların önünü açacak acil tedbirleri de masaya yatırmalıdır.
  • Hükümet siyasetçi-yatırımcı ilişkisini sağlıklı zemine oturtmalıdır.
  • Yapısal dönüşüm için köklü reformlar kamuoyunun gündemine getirilmeli ve muhalefetin de desteğini alacak biçimde bu reformlar hızla hayata geçirilmelidir.
  • Teşvikler yeniden düzenlenmeli, emeklilik sistemlerimizin açıklarını giderecek politikalar en kısa zamanda kamu yararına hayata geçirilmelidir.”

Yukarıdaki altı öneri aslında hayat bulması gereken ve yerinde önerilerdir. Fakat 31 Ağustos 2013’den, 16 Nisan 2016 yılına kadar toplam 32 ay yani nerde ise 3 yıl hükümetde Başbakanlık  kendisinde olacak şekilde hükümet den Cumhuriyetçi Türk Partisi yukarıdaki önerileri neden hayata geçirmedi??? İktidarda olduğu dönemde farklı muhalfetde farklı olmak ülkeye ne kazandırır?? Bu kadar yıl söylemden öteye gitmeyen bu tür öneriler artık halkı yönlendirmeye yetmez!!!! Halk icraat ister. Halk hizmet ister. Halk refah seviyesini artıracak hükümet ister. Halk kamu kaynağının etkin, verimli, rasyonel kullanılmasını ister. Halk sözde değil özde şeffaf bir yönetim, hesap verebilir bir yönetim ve adil bir yönetim ister. Halkın söylemlere karnı tok. Dolayısıyla 2013 yılından itibaren değişime açık olan KKTC yurttaşı artık en iyisine inanadığı yönde olası bir seçimde tercihini kullanacaktır.

Tabii ki mevcut hükümetin de, kendini ülke sorunlarından soyutladığını palyatif çözümler ürettiğini söylemek yersiz olmaz sanırım. Hele de yaşanan devalüasyon karşısında hükümetin, ne Ekonomi ne de Maliye Bakanlarından yada hükümetin herhangi bir temsilcisinden hiçbir görüş hatta beyanat bile vermemişlerdir. Sanki de, ülkemizde hükümet eden bir yürütme yok!!!! Yaşanan bu dövizin, TL karşısındaki tırmanışı neticesinde, halbuki hızla “Ekonomik Koordinasyon Kurulu” toplanması gerekmekte idi. 2013 yılında hayat bulan “Ekonomik Koordinasyon Kurulu” 9 aylık UBP-DP hükümetinde ne kadar sıklıkla toplandı??? Ülke ekonomisi için ne gibi kararlar aldı??? Yoksa kağıt üstünde kurulan bir kurul mu?? Hükümetin yapması gereken hızla bu kurulu toplayarak ülke Ekonomisi’nin düştüğü bu dar boğazdan kurtarmaya yönelik politikalar oluşturulmasını sağlamaktır. Yoksa hala bu yaşanan döviz yıkımı neticesinde, hükümet seyirci kalmaya devam mı edecektir. Son iki ayda nerde ise TL % 25 döviz karşısında değer kaybetmiş, halkın alım gücü erimiştir. Buna karşılık 2017 yılının hemen başında yapılan Elektrik fiyatlarına, Akaryakıt fiyatlarına ve harçlara yapılan fahiş zamlar ülke insanını dar boğaza sürüklemiştir.

Ayrıca Kasım 2016 ayında, bu köşeden yazdığım bir yazıda, sizlere 2017 Bütçesi’nin revize edilmesi gerekliliği aktarmıştım. Çünkü 2017 Bütçesi hazırlanırken Bütçe kuru olarak Amerikan Doları 3,02 TL baz alınarak hesaplanması ve de personel giderlerine 2016 yılına oranla 2017 Mali Yılı Bütçesinde % 6,98’lik artışa yer verilmişti. Halbuki Devlet Planlama Örgütü Haziran-Aralık 2016 Hayat Pahalılğı oranını yaklaşık %7,5 olarak açıklamıştır. Yani Ocak-Haziran 2017 döneminde personel giderleri %7,5’luk artışlı olacaktır. Buna karşılık 2017 Bütçesi için personel giderlerinin 12 aylık karşılığı olarak % 6,98’lik artış örgörülmüştü. Yaşanan bu devalüasyon karşısında Hayat pahalılılığının 2017 yılında da iki haneli olacağını söylemek sanırım yersiz olmaz. Bu veriler ışığında 2017 Mali yılı Bütçe açığı vatandaşın Bütçe açığı gibi patlayacaktır. İşte bukadar enflasyonist dönemlerde hükümetler piysaya müdahale etmesi gerekmektedir. Biz de ise bırakın müdaheleyi basına demeç bile yok!!! Ama siyasilerimiz açısından bilinmesi gereken en önemli unsur artık vatandaşın geçim gailesidir. Süreci izlemeye devam edeceğiz.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40