banner94
banner97

Kıbrıs Barış Harekatı’nın ilk safhası 20 Temmuz 1974’de Girne’de Türk askerinin karaya çıkması ile başladı. Taraflar arasındaki müzakereler sonuç vermeyince 14 Ağustos 1974’de harekatın ikinci safhasına geçildi. 14 Ağustos ve sonraki günlerde özgürlüğüne kavuşan yerlerde bu günlerde kurtuluş törenleri yapılıyor. Barış Harekatı’nın ikinci safhasında Türk silahlı kuvvetleri adanın doğu ve batı istikametinde ilerlerken Rum- Yunan askerleri selameti kaçmakta buldular. Larnaka bölgesinden Lefkoşa’ya doğru takviye gitmeye çalışan Rum askerleri , Türk askerlerinden kaçan ve Larnaka’ya doğru gitmekte olan Rum askerleri ile birleşerek küçük bir Türk köyü olan Üçşehitler (Goşşi)’ye 14 ağustosta saldırıya yöneldiler. Üçşehitler’de 1958’den 14 ağustos 1974’e kadar geçen 16 yılda yaşananları, verilen mücadeleyi, gösterilen direnişi, o günleri yaşayanların anlatılarından sizlere aktarıyorum. Üçşehitler (eski ismi Goşşi), Güney Kıbrıs’ta Lefkoşa-Larnaka yolu üzerinde bulunan ve 1974 Ağustos’una kadar Türklerin yaşadığı bir köy. Larnaka’ya 9 mil, Lefkoşa’ya ise 17 mil mesafedeki köyde 200 kadar Türk yaşardı… Köylüler geçimlerini çiftçilikle ve hayvancılıkla sürdürürlerdi. Yetişen gençler genelde köyde yerleşme gayreti içinde idiler. Üniversite bitirenler dairelerde işe girerken diğer gençlerin bazıları da zaman zaman inşaatlarda işlerlerdi. Burada köyün balının meşhurluğuna da değinelim. Dağlardaki çalılardan toplanan polenlerle üretilen bal, hiç şekerlenmediğinden bilenlerce aranan bir üründü. Meraklıları ağustostaki bal hasadından önce kavanozlarını köye göndererek çıkarılacak baldan mutlaka almak isterlerdi. Köyün iki tarafından dere geçmesine rağmen içilecek yeterli suyu yoktu. Bu nedenle içme suyu köyün 2 mil batısında dere içindeki bir kuyudan temin ediliyordu. Kuyu üzerindeki motor çalıştırılarak su, yakındaki tepede bulunan su deposuna, oradan da köyün üst kısmındaki bir başka depoya aktarılarak köye içme suyu sağlanıyordu. Önceleri köylü sokak çeşmelerinden suyunu alırdı. Daha sonraları su dağıtımı evlere de yapıldı. Amacı Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama olan Rum tedhiş örgütü EOKA, 1958 yılında Türkleri çeşitli yöntemlerle vurma ve yok etmeğe başlamıştı. Köy halkı da Rumların herhangi bir saldırısına karşı kendilerini savunmak amacı ile ta o yıllardan gece nöbetleri tutmakta idi. Ayrıca Lefkoşa-Larnaka ana yoluna yakın evlerde kalanlar daha salim gördükleri hısım akrabalarının daha gerideki evlerinde gecelemekte idiler. Zaman zaman köyün yakınındaki ormanda da gecelendiğini çok iyi hatırlıyorum. Bu ortamda köye su temini için su motorunu çalıştırmağa köyün erkekleri birlikte giderlerdi. Bazıları motoru çalıştırırken diğerleri herhangi bir saldırıya karşı gözetleme yapmakta idiler. Anlatılara göre, bu organizasyonu çoğunlukla babam Yusuf Emir Hüseyin (Yemenicioğlu) yapmakta idi. 18 Temmuz 1958 günü bir işi nedeniyle Lefkoşa’ya gitmesinden dolayı köy susuz kalacak endişesinden ötürü Özkan Hasan, İbrahim Yılmaz Hasan (İmam Hasan Emir Hüseyin amcamın oğulları) ve Mehmet Betmez su motorunu çalıştırmağa gittiler. Dere yatağına saklanan Rumlar su motorunu durdurup, bisikletlerle köye dönmeğe çalışan Özkan Hasan, İbrahim Yılmaz Hasan ve Mehmet Betmez’i yolun virajlanan kısmında kurşun yağmuruna tutarak şehit ettiler. Özkan Hasan 17 yaşında, Yılmaz Hasan 30 yaşında ve Mehmet Betmez de 45 yaşında idi. Köyü bir matem sardı ve o tarihten itibaren 1974’de köyü terk edene kadar Rumların köye girmesine hatta köy yakınlarındaki tarlalarını sürmelerine özellikle köy kadınlarınca müsaade edilmedi. Gelenler ise taşlar ve sopalarla kovalandılar. Üç şehidimiz köyün batısında yaklaşık 5 mil uzağındaki Türk köyü Akıncılar’a defnedildiler. 1974 sonrası köy halkı Lefkoşa-Mağusa yolu üzerindeki Düzova köyüne yerleşince şehitlerin naaşları da köy mezarlığına aktarıldı. Özkan Hasan, İbrahim Yılmaz Hasan ve Mehmet Betmez’in şehit olmaları ile ‘Goşşi’ olarak bilinen köyün ismi şehitlerin anısına Üçşehitler olarak değiştirildi. Birkaç yıl önce, Goşşi’nin 3 şehidi ve Esendağ (Petrofan) köyünün şehitleri için, iki köy halkının yerleştikleri Düzova köyü girişine bir anıt yapıldı. Üçşehitler halkı bölgelerindeki Rum yoğunluğuna ve tacizlerine rağmen 1958’den 1974 yılına kadar 16 yıl direnerek köylerinde yaşamlarını sürdürdüler. 1963 yılında Rumların ortak Kıbrıs Cumhuriyetini yıkmalarından sonra da köy halkı Rumların her türlü baskı ve tehditlerine rağmen köyde yaşamlarını sürdürdüler. Bu nedenle de köye 1974 de köy terk edilene kadar telefon ve elektrik hizmeti verilmedi. Hiçbir zaman köye sokulmayan Rum polisi, olayların canlı tanığı olan Özel Yemenicioğlu’nun ifadesine göre, 20 temmuzdan 14 ağustosa kadar geçen sürede defaatle köy girişine gelerek teslim olmalarını istedi. Her defasında da olumsuz cevap almış. Rumların korkusu Lefkoşa –Larnaka yolunun köylülerce ulaşıma kapatılması idi. Köylerinde bu şartlarda yaşam mücadelesi veren Üçşehitler halkı 14 ağustos 1974 tarihine kadar kendi çaplarında direniş mücadelelerini sürdürdüler. Özel Yemenicioğlu’nun anlatısına göre, 1958’den 1974 yılına kadar özgürce yaşantılarını sürdüren Üçşehitler halkı, 20 Temmuz 1974 de gerçekleştirilen Mutlu Barış harekatının ilk safhasında selametleri için kadın ve çocukları Akıncılar’a göndermiş eli silah tutan erkekler köyde kalmıştı. İlk günlerin telaş ve heyecanı geçtikten sonra Akıncılar’a giden ailelerin çoğu eşlerinin yanında olmak, hayvanlarına bakmak için köye döndüler. Türk askeri Kıbrıs’a 20 temmuzda adaya ayak basmış özlenen kavuşma günü yakındı. Ne var ki haberler beklendiği gibi gelmedi. Kıbrıs Türk Yönetimi, Türk askerinin adanın her yanına ulaşmayacağını dikkate alarak Larnaka ve bölgesindeki yerleşim yerlerinde yaşayanlara silahlarını Birleşmiş Milletler Barış Gücüne vermeleri ve direniş göstermemeleri mesajını iletti. Amaç insan zayiatını önlemekti. Üçşehitler’e bu mesajı Larnaka’dan köye Barış Gücü askerleri ile gelen bölge milletvekili Dr Haluk Avni iletmişti. Bu mesajın iletilmesine şahit olan Güner Çobanoğlu ve Semal Yemenicioğlu’na göre, silahları teslim etmeleri halinde bile Rumların kendilerini sağ bırakmayacağını çok iyi bilen köy halkı, silahları teslim etmeme ve direnme kararı alarak bunu Dr. Avni ve Barış Gücü askerlerine ilettiler. Larnaka halkının silahlarını Barış gücüne vermeleri ile köyün Larnaka ile askeri haberleşmesinin kesildiğini belirten Özel Yemenicioğlu buna karşı köyün 5 mil batısında Akıncılar Türk köyü ile irtibat içine girdiklerini söyledi. Yemenicioğlu temas için Akıncılar’dan kendilerine bir el telsizi verildiğini belirtti. Yemenicioğlu, Türk askerinin önünde durma cesaretini gösteremeyip kaçan Rumlar’ın 43 yıl önce bu günlerde 14 Ağustos 1974’de, 200 kişinin yaşadığı Üçşehitler’e saldırma hazırlığında oldukları söyledi. Lefkoşa tarafından Türk askerinden kaçanlar, Larnaka’ya giderken, Larnaka’dan Lefkoşa’ya gitmekte olan Rum askerleri ile köy kenarında buluştuklarını ve köye saldırı hazırlıklarına başladıklarını belirten Yemenicioğlu bunu Akıncılar ve Koççat köyündeki mücahitlere telsizle ilettiğini söyledi. Yemenicioğlu acil yardım çağrısı yaptığını da belirtti. 14 ağustos günü bölgede görevde bulunan Avusturyalı 4 Barış gücü askeri de köye gelerek Semal Yemenicioğlu ve Güner Çobanoğlu ile konuşmuş ve teslim olunmasını tekrarlamışlar. Barış Gücü askerleri Rumların büyük bir güçle saldırıya geçmeğe hazırlandıklarını da iletmişler. Anlatılanlara göre, köy halkı adına, Barış Gücü askerlerine, her ne pahasına olursa olsun teslim olunmayacağı, direnileceği ve Türk uçaklarının geleceği cevabı verildi. Bu cevap karşısında Barış Gücü askerleri, kendilerine son kez içmeleri için birkaç paket sigara vermişler. Bu arada Rumlar köye karşı cephe almış silah ve bomba atışlarına başlamışlardı. Karşılıklı silah atışları sürerken yardım çağrısı Türk savaş uçaklarına ulaşınca uçaklar saat 14.00 sıralarında yetişmiş. Uçaklar, Rum askeri konvoyu ve köye saldırıya geçen Rum askerlerine bomba ve kurşun yağdırmış. Bu şekilde Rum saldırıları etkisiz hale getirilmiş. Yanlarında Barış gücü askerleri olduğundan saldırıya uğramayacaklarını düşünen Rum silahlı güçleri ve 4 barış gücü askeri bombalamadan nasibini aldı. Barış Gücü askerlerinden biri yaralı kurtulurken üçü öldü. Köy yakınında onlar için bir anıt yaptırıldı. Anıtta bir avuç Türk’e, Rumların saldırmaması için temas yaptıkları sırada Türk uçaklarının bombalaması ile öldükleri yazılı. Özel Yemenicioğlu diyor ki, ‘’Uçaklar tarafından bombalanarak bozguna uğratılan Rum askerleri toparlanana kadar karanlık oldu . Bu da köyde mücadele eden ve direnenlere köyden ayrılma fırsatı verdi.’’ Üçşehitler’de direnen erkekler ve ailelerden bir kısmı 14 ağustos gecesi Akıncılar’a sığındılar. Kalan aileler ise Üçşehitler ile Akıncılar arasındaki Rum köyü Limya’dan önlerinin kesileceği endişesi ile dört gün dört gece tepelerde yaşadıktan sonra Özel Yemenicioğlu ve Mahmut Okduman’ın rehberliğinde daha farklı ve uzun bir yol izleyerek Akıncılar’a ulaştılar. Kardeşim Özgün, annem Hayriye ve babam Yusuf ‘la bir kısım köylünün tepelerde saklandıklarını anlattı. Aç, susuz ve açıkta günler geçirdiklerini ifade eden Özgün Yemenicioğlu, genellikle tepelerdeki harnıpla karınlarını doyurmaya çalıştıklarını söyledi. Özel Yemenicioğlu, kendisi ile ilk günlerde Akıncılar’a gidemeyip ovalarda kalan bir kısım köylünün de Rumlar tarafından tutuklandıklarını belirtti. Yemenicioğlu’na göre, Akıncılar’a geçemeyip köy ovalarında kalanlardan Ali Demir ve Mehmet Kahraman aileleri Rum askerlerince tutuklandı ve Barış gücüne teslim edilerek Akıncılar’a gönderildiler. Mehmet Kahraman, Rum askerlerince ayağından vurularak tutuklanmıştı. Bu süreçte bu yaralanma dışında köyden kimseye bir şey olmadı. Köydeki mal ve mülklerini yani her şeylerini geride bırakarak üstlerindeki elbiselerle Akıncılar’a geçen köylüler daha sonra, oradan kuzeye geçtiler ve Düzova köyüne yerleştiler. Üçşehitler köyü bu arada Rumlar tarafından yağmalandı. Küçük baş, büyük baş hayvanlar ve taşınabilir her şey alındı. Sarı kesme taştan yapılmış evlerin taşları bile alınarak satıldı. Köydeki evler hep yakıldı yıkıldı. Ne ev ne okul ne cami kaldı. Mezarlar tahrip edildi ve yerine tahıl edildi. Köyü çevreleyen ve bir çok ailenin geçim kaynağı babutsalar yok edildi. Beton sokak çeşmeleri bile ortadan kaldırıldı. Köyde sadece Lefkoşa -Larnaka ana yoluna yakın olan ve ilk anda yakılan bilahare Rum askerlerinin kullanımı için tamir edilen evler var. Bölgedeki Rum çobanlar da köyde bazı alanları küçük baş hayvanları için mandıra yaptılar. Larnaka bölgesinde silahlarını teslim etmeyen ve silahları ile herhangi bir zayiat vermeden kuzey geçen sadece Üçşehitler halkı idi. Silahlarını teslim eden köylerdeki Türkleri, Rumların acımasızca katlettikleri daha sonra anlaşıldı. Üçşehitler köylüleri silahlarını teslim etmeyerek son ana kadar direnmiş ve onurlarını koruyarak kuzeye geçmişlerdir.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa AKPINAR 1 ay önce

ŞEHİTLERİMİZİN KUTLU TİNLERİ ŞAD OLSUN. Geçmişi bilmeyenler, unutanlar ve unutturulanlar, her zaman vampir emperyalizmin kurbanları olmuştur, hissetmeden..

banner95

banner66

banner62

banner50

banner68

banner40