Ergün Serdaroğlu geçtiğimiz gün verdiği bir röportajda dedi ki; “Ercan özelleştirilirken UBP Milletvekili olarak bize hiçbir bilgi verilmedi. Sadece denildi ki; Ercan’ı bir iki gün içinde devretmezsek Türkiye maaşları göndermeyecek. Biz de bu yüzden parmağımızı kaldırdık”

“Ört ki ölem” derlarya, tamda o durum işte.

Bilgisiz, beceriksiz, basiretsiz ve iş bilmez yöneticilerimizin, KKTC- Türkiye ilişkilerini getirdikleri noktaya bakar mısınız lütfen.

Biz boşuna bu Hükümete “Omurgasızlar mangası” demiyoruz.

Türkiye’den gelen her telefonu “Emir” telakki eden, varlıklarını oylarını aldıkları Kıbrıs Türk Halkına değil, para aldıkları Türkiye’ye borçlu sayan bu Hükümetten, onurlu bir dik duruş beklemek ölü gözünden yaş beklemek değilse nedir?.

Türkiye’deki filanca yetkili emrettiği için, bırakın kamuoyunu ve Meclisi kendi içinizde dahi tartışmadan böyle hayati bir karar alırsanız, hele hele iki ülke ilişkisini, “Ercan’ı derhal falanca Şirkete devretmezseniz bu ay maaş yok” noktasına getirirseniz, hem Türkiye’ye, hem KKTC’ye, hem de bu ülke insanına ihanet etmiş olursunuz.

“Siz olsanız farklı mı davranacaksınız?” diyip kimse ihanete, korkaklığa ve pısırıklığa kılıf hazırlamasın.

“Diklenmek” başka, “Dik Durmak” başka şeylerdir. Anavatana diklenme terbiyesizliğini kabullenmemiz mümkün değildir elbette. Ama dik durmak sureti ile Kıbrıs Türk Halkının menfaatlerini savunmak, her onurlu insanın yapması gereken bir davranıştır.

“Dik duruş nasıl olur?” diyorsanız, buyurun.

1998 yılı idi. UBP-DP Koalisyon Hükümeti yeni kurulmuştu.

Memleket, her zamanki gibi yine sıkıntılı idi. ABAD Kararları, ülkeyi büyük bir ekonomik darboğaza sokmuş, insanların enflasyon altında ezildiği, iflasların ardı ardına geldiği günlerdi.

Özellikle elektrik konusu baş ağrıtıyordu. 1996 yılında Rumlar, o zamana kadar bedava kullandığımız elektriği kesmiş, “Artık başınızın çaresine bakın” demişti.

Kuzey Kıbrıs’ın elektrik ihtiyaçlarını karşılasın diye kurduğumuz Teknecik Elektrik Santrali için, Macaristan’dan aldığımız buhar Tribünü ile, Almanya- Siemens firmasından aldığımız kontrol kumanda teçhizatı konusuna bir çok yanlışlar yapılmış ve dünyanın en pahalı elektriğini üreten bir sistemi kuruvermiştik ülkemize.

1998 yılında zamanın Türkiye Hükümeti, Teknecik Termik Santralinin özelleştirilmesi konusunda UBP-DP koalisyon hükümetine baskı yapmaya başlamıştı. Hatta ihale yapılmaksızın santralin STFA ya devredilmesi isteniyordu.

İktidarın UBP kanadı, her zaman olduğu gibi “Emredersiniz efendim” havasındaydı.

DP kanadı ise, bu şekilde bir özelleştirme yapılmasına şiddetle karşı idi. DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, “Bir özelleştirme yapılacaksa, önce bir özelleştirme yasasının çıkarılmasını ardından şeffaf bir ihale” yapılmasını istiyordu.

Tartışmalar sürerken, Kıbrıs’tan sorumlu Devler Bakanı Şükrü Sina Gürel, Serdar Denktaş’ı aradı. Gürel konuya direk girdi ve “Sayın Bakan. Hükümette bu özelleştirmeye karşı siz ayak diriyormuşsunuz. Öyle mi?” dedi.

Serdar Denktaş’ta “Evet, Sayın Bakan” dedi. “Ben bu makamda oldukça Teknecik adres teslimi bir şekilde özelleştirilmeyecek. Gerekirse Hükümetten ayrılmaya da hazırız. Ama bunun sebebini de kamuoyuna açıklarız” dedi.

Şükrü Sina Gürel, bir daha bu konuyu açmadı. DP’nin kararlı tutumu sayesinde Teknecik Santralinin özelleştirilmesi bir daha gündeme gelmedi.

Buna benzer bir sürü örnek verebilirim.

Bana hep sorarlar, “Türkiye’deki Hükümetler, niye UBP veya CTP gibi partileri tercih ediyor.?” diye.

Ben de cevap veririm; “Ben de Türkiye Hükümetinde Başbakan veya herhangi bir Bakan olsam KKTC’de Serdar Denktaş gibi bir Başbakan veya Bakan olsun istemem. Onun yerine mevcut Hükümetin Bakanları gibi omurgasız adamlar olsun isterim. Ki, her telefonuma “Emredersiniz Efendim” diye cevap alabileyim.”

Şimdi bakın. Sevgili halkımız, birkaç ay sonra sandığa gidecek ve önümüzdeki dönem ülkenin başında nasıl bir başbakan görmek istiyor, karar verecek.

Serdar Denktaş gibi omurgalı, onurlu ve KKTC’nin menfaatlerini koruyan bir Başbakan mı, yoksa Türkiye’den gelen her telefona “Emredersiniz efendim” diyen İrsen Küçük mü?

Hep söylüyoruz ya “İnsanlar layık oldukları şekilde yönetilirler”. Layığımız neymiş hep birlikte anlayacağız..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40