Petrol kirliliği

Kalecik dolum tesisinde 13 Mart 2013 tarihinde meydana gelen petrol sızıntısı ve ortaya çıkan çevre kirliliği, artık bazı gerçekleri dikkate almamız, mümkün olduğu kadar yenilenebilir enerji üretimine önem vermemiz  ve kazalara karşı,teknik  bakımından hazırlıklı olmamız gerektiğini gösteriyor.
Her şeyden önce,yaşanan dönemde enerji gereksinimimizi, petrolden sağladığımıza göre, dışarıdan petrol ithal etmek ve depolamak mecburiyetinde olduğumuzu kabul etmek zorundayız.Petrolün ülkemize taşınması, boşaltması ve depolanması esnasında da, bir kaza çıkma tehlikesi vardır.
Bir yandan enerji olarak sadece petrol kullanmamız, öte yandan da ülkemize tankerle petrol taşınmasına, depolanmasına karşı çıkmamız, çelişki olur.
Hele, kuzeyde depolama tesisi kurulmasına şiddetli tepki gösterilmesine karşın, güneyde yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Tatlısu köyünde Ortadoğu’nun en büyük petrol depolama tesisi kurulması girişimlerini görmezden gelmek, Rum yönetiminin tüm Akdeniz’i yok edebilecek denizde hidrokarbon çıkarma faaliyetlerine ses çıkarmamak yanlıştır.
Çünkü Kıbrıs’ın her iki kesiminde gerek karada,  gerekse çevremizdeki denizlerde yapılacak tüm hidrokarbon faaliyetlerinde, her iki taraftaki halk da, zarar görecek ve etkilenecektir.
Bu nedenle petrol kirliği felaketinin önlenmesi isteniyorsa,her iki kesimdeki çevre örgütleri de işbirliği içinde, Kıbrıs’ta petrol depolama tesisi yapılmasına ve denizlerde petrol çıkarma faaliyetlerine karşı çıkmalı.
Ayrıca en akılcı çıkar yol,petrol yerine yenilenebilen enerjiye yönelmemiz için yöneticilerimize baskı yapmaktır.
Bilimsel enerji senaryolarına göre , istenilmesi durumunda,küresel enerji gereksiniminin 2020 yılına kadar toplam % 38’inin ve 2050 yılına kadar da %95’inin, yenilenebilir enerji kaynakları ile karşılanabilmesi mümkündür.
Özellikle rüzgar enerjisi, kurulum maliyetinin düşük olması, kurulumun  bir yıl gibi çok kısa zamanda  tamamlanması ve yakıt gereksinimi olmaması nedeniyle, ülkemiz için iyi bir seçenektir.Nitekim halen güneyde, rüzgar enerjisi üretimi yapılmaktadır.
Bugüne kadar uzmanların hazırladığı raporlar, ülkemizdeki koşulların, rüzgar enerjisi üretimi için, çok uygun olduğunu gösteriyor.
İklim koşullarımız nedeniyle, güneş enerjisi üretimi bakımından da, başka ülkelere göre çok avantajlı bir durumdayız.Buna rağmen, her nedense, bu enerji kaynağından yeterince yararlanmıyoruz.
Güney Kıbrıs’taki uzmanlar, kayalık olduğu için  üzerinde bitki örtüsü bulunmayan Beşparmak dağlarının güneye bakan cephesinin, güneş enerjisi üretimi bakımından çok elverişli olduğunu dile getiriyor.
Anavatandan su getirilmesi yanında, döşenecek kablolarla elektrik enerjisi de getirilmesi projesi, kısa vadeli bir çözüm şekli olarak isabetli görülebilir.
Ancak petrol fiyatlarındaki sürekli tırmanış ve petrol ürünlerinin sebep olduğu çevre kirliliği nedeniyle, yenilenebilen enerji kaynaklarına yönelmemiz daha akıllıca bir seçenek olacaktır.
Kuşkusuz, Kalecikteki petrol sızıntısı ve denizin kirlenmesine vatandaşların, basının,sivil toplum örgütlerinin tepki göstermesi, çevreye karşı duyarlılık gösterilmesi bakımından sevindiricidir.
 Ayrıca, petrolden kaynaklanabilecek kazalar ve felaketler için de, mutlaka araç- gereç ve yetişin teknik eleman  bakımından, mutlaka hazırlıklı olmamız şarttır.
Ancak, sorunun ortadan kaldırılabilmesi ve petrol kirliliği riskinin mümkün olduğu derecede azaltılabilmesi için, öncelikle rüzgar ve güneş gibi temiz enerji üretimine yönelmemiz ve bunun gerçekleştirilmesi için de , hükümete baskı yapılması daha sabetli olacaktır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40