Maliye Bakanı Birikim Özgür’ün tespiti epey tepki topladı…
“Türkiye ile protokolleri imzalamazsak batarız” demişti!
Doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu bu ülkede tepkiler doğaldır…
Çünkü çalışmadan kazanan bir millet haline getirildik, bunda geçmiş Türkiye hükümetlerinin de payı büyük!
Çuvallarla para gönderdiler, ‘biz sizi öderiz’ mantığı güttüler…
Üretimden koptuk, hazırcılığa alıştık!
Bizim geçmiş hükümetlerin işine geldi bu, ekonominin dümenini Ankara’ya bıraktılar…
Türkiye gönderdikçe onlar yatırım ve üretim yapacaklarına partizanlık ve popülizm yapıp müşavir ordusu yarattılar, devlet dairelerine gereksiz adam doldurdular!
Bakan Özgür’den daha ileri gideyim ben;
KKTC şu anda batmış bir ülkedir!
Zira eğer bir ülke kurulduğu günden beridir başka bir ülkenin eline bakıyorsa, her yıl verdiği açık buna rağmen büyüyorsa o devlet batık bir devlettir!
Özgür’ün de dediği gibi eğer ekonomik protokoller imzalanmazsa bu ülke değil batmak yok olmaya mahkumdur…
Onun için sırf siyaset olsun diye bakanın açıklamalarına tepki göstermek akıl karı değildir!
Protokol demek belirli kuralların egemen olduğu ekonomik bir anlaşma demektir onun da karşılığı tasarruf yapmaktır…
Bunu başka bir alternatifi de bulunmamaktadır!
Beleş yaşama dönemi artık çok gerilerde kalmıştır…
İster kabul eder ister etmeyiz ama acı bir gerçektir bu!
Geçenlerde belediyelerin devlete olan borçları yayınlandı;
Değil çalışanlarının sosyal yatırımlarını birçoğu artık esnaftan yaptığı alış verişi bile ödeyemiyor…
Yeni Erenköy Belediyesi bunun son örneği.
Her ay 125 bin TL açık veren bir belediyenin çalışanları ödemesi zaten mucizeydi, şimdi borçlar ertelenip sümen altı edilince batış kaçınılmaz oldu ve 3 aydır maaş bile ödeyemiyor!
İçişleri ve Çalışma Bakanı Asım Akansoy dün çok net bir açıklama yaptı;
“Bu belediyede çalışan sayısı yüzde 50 fazladır!”
Çünkü belediyelerde siyaset hizmetin önüne geçmiş ve partiye yakın olanlar belediyeye doldurulunca kaçınılmaz son ortada!
Lefkoşa’ya yürüyüş eylemi yapan çalışanlara Büyükelçilik büyük nezaket gösterip kucak açtı…
Yürüme eylemi yapan 7 kişi Büyükelçilik aracıyla Lefkoşa’ya getirilip elçi ile görüşüldü…
Çalışanlar elçilikten çıkarken yüzleri gülümsüyordu çünkü sorunların çözümü için söz verilmişti…
Hadi bu belediyeye bir miktar yardım yapılıp çalışanlar ödenecek, peki nereye kadar?
Aynı sorunu diğer belediyeler de yaşayacak, onlar da elçiliğe yürüyecek…
Sorun köklü olarak çözülmüş olacak mı!
Ne devleti yönetenler ne de belediye yöneticileri hiç alınmasın;
KKTC devleti belediyeleri ile birlikte bir batağın içinde çırpınıp durmaktadır!
Çırpındıkça da batmak elzemdir…
Dünyanın başka bir ülkesinde böyle bir durum yaşansa insanların açlıktan nefesi kokar!
Ve bizim şansımız varsa da yoksa da Türkiye’dir…
Bu yüzden ekonomik protokolleri imzalamama gibi bir lüksümüz olamaz!
Örneğin su konusu;
Belediyeleri yönetemeyen zihniyetin Türkiye’den gelen suyu yönetmesi mümkün mü?
Onların asıl derdi suyu yönetmek filan değil!
Sudan elde edecekleri fahiş kardan olacaklarıdır…
Ayda 35 bin TL devlete öde, vatandaştan 1 milyon tahsil et!
Ya da;
35 kuruşa aldığın suyu 2 TL’ye vatandaşa kakala!
Onlar da belediyelerini partilileriyle doldursunlar…
Yok öyle yağma!
 
 
Vergi rekortmeni devlet hekimleri!
 
KIBRIS POSTASI önceki gün belki de yılın haberine imzasını attı;
Hem devlette çalışıp hem de özel kliniklerinde çalışıp devlete vergi ödeyen hekimlerin isimlerini yayınladı!
Oysa artık herkes biliyor ki devlette çalışan hekimlerin özelde de çalışmasına Anayasa Mahkemesi’ne göre suç teşkil ediyor!
Yasalara sahip çıkması gereken kimseden tek kelimelik bir açıklama olmadı…
Konu cep konusu olunca nasıl da herkes dut yemiş bülbül kesiliyor!
 
 
“Devlet yapımız!”
 
“Kıbrıs'ın Kuzeyinde devlet varmış, bu devletin 28 tane Belediyesi varmış,bunların 18 tanesi batık durumdaymış,bunlar siyasi partilerin Çiftliği durumundaymış,gençlere iş asli görevimizdir her işsize iş diyen siyasiler meğer bu kişileri büyük bir oy potansiyeli olarak görüyormuş,önce bunları sosyal güvencesiz çalıştırır daha sonra bunlara maaş dahi ödeyemeyen bir şekil alırmış, bunlara neden bu belediyeyi bu hale getirdin diyen olmazmış,Sayıştaylık hırsızı tespit edermiş,Polis hırsızı yakalayamazmış,Başsavcılık açıklanan hırsızları ihbar olarak kabul etmezmiş,bu çalışanlar Yeni Erenköy'den Lefkoşa'ya yollara düşermiş,çare için TC elçiliğine gidermiş,elçi onları acır kendilerine araç yollarmış,hükümet elçiye zeval gelmesin diye çalışanların maaşlarından %35 kesinti yapılırsa belediye kurtulur dermiş, sonuçta borçlu işçi ve emekçi olurmuş, işte tüm kurumları ile var olan devlet yapımız böyleymiş, gel de yaşama...”
 
(Savaş BOZAT)
 
Şömine mevsimi gelince!
 
“Sayın Levent Özadam bu yazıya yer verirseniz sevinirim.
Ben Taşkınköy Dr. Küçük Parkında yürüyüş yapan bir vatandaşım. Geçen gün yürüyüş için parka gittiğimde ne göreyim, bir çok ağaç ya kökten kesilmiş, ya da dalları acayip bir şekilde budanmış. Daha sonra da ağaç acayip oldu denip kökünden kesiliyor. Belediye hep bunu yapıyor. Yemyeşil olan ağaçları kuruymuş gibi kesiyorlar. Sonra da kökleri kesip alıyorlar. Eee kış yaklaştı.Şöminede yakacak odun istiyorlar. Başka ülkelerde parklarda dallar yerlere kadar değerken bizde budama adı altında kökten temizliyorlar. Bir ağacın olması yıllar istiyor. Kaldı ki kesilenlerin yerine de ekilmiyor. Bu durum sık sık tekrarlanmakta.
Kesile kesile parkın içinde ağaç kalmıyor. Bunu duyurursanız ve önlem alınmasını sağlarsanız seviniriz…”
 
(A.E.)