banner94
banner96

Crans Montana konferansından sonuç alınamaması, Kıbrıs Türk halkını büyük bir felaketten kurtarmıştır. Çünkü müzakerelerde verilen korkunç ödünler nedeniyle, Rum tarafının garanti sistemini ve Türk kolordusunun kalmasını kabul etmesi durumunda bile, Kıbrıs Türk halkı, ayni Filistin Araplarının kaderini paylaşacaktı. Aslında İçimizdeki yolunu şaşırtmış kesim ve dış mihraklar, Rumları zamana ve çözümsüzlüğe oynamağa ve aşırı taleplerde bulunmaya teşvik etmektedir. Bu tutumları nedeniyle de bizi, yok olmamıza zemin hazırlayacak anlaşmalardan kurtarmaktadırlar. Bazı sözde solcuların, milliyetçiliğin her kötülüğün nedeni ve kaynağı olduğunu ileri sürerek, Kıbrıs Türk halkını ulusal kimliği, dili ve dininden koparmak, kimliksizleştirmek ve Kıbrıslılık kimliğini kabul ettirmek için yoğun çaba içinde olması, Rumların kalenin içerden çökertileceği inancını güçlendirmekte ve makul bir çözüme yanaşmasını engellemektedir. Ayrıca ülkemizde sol maskeli bazı siyasilerin, Rum’un dayattığı her türlü çözümü kabul etmemizi ve her koşulda onlarla birleşmemizi tek çıkar yol olarak göstermesi de, Rum tarafının zamanla teslim anlaşmasına razı olacağımızı düşünmesine ve makul bir anlaşmayı kabul etmemesine sebep oluyor. Hele bazı KKTC vatandaşlarının müzakerelerinin yapıldığı Crans Montana’daki otelin önünde, hemen birleşmemiz için eylem yapması, Rumları aşırı taleplerde bulunmaya teşvik etmiştir.Kuşkusuz Kıbrıs davası nedeniyle dış mihraklardan nemalanan kişilerin, barış ve çözümü dillerinden düşürmemelerine karşın, gerçekte çözüm olmasını istedikleri düşünülemez.Çünkü çözümden sonra, bugün elde ettikleri her türlü maddi kazançları kaybedecekler ve arkalarını sıvazlayan yabancılar ile Rumlar yüzlerine bile bakmayacak. Kuşkusuz, Crans Montana’da müzakerelerin sürdürüldüğü dönemde, Avrupa Parlamentosunun Türk ordusunun ayrılmasını talep eden karar alması da, müzakerelerin çökertilmesinde önemli rol oynamıştır. Aslında birbirinden dil, din ulusal kimlik bakımından farklı olan ve 44 yıldan beri ayrı bölgelerde yaşayıp, kendi kendilerini yöneten iki halkı, tekrar zorla birleştirmeye çalışmak iyi niyetli bir tutum değildir. Hele 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin sadece 3 yıl yaşatılabilmesi ve 1974 sonrası ortaya çıkan barış ortamını dikkate almayan ve Kıbrıs sorununun çözümü için tek çözüm seçeneği olarak birleşmeyi dayatan uluslar arası kuruluşlar ile emperyalist ülkelerin, art niyetli oldukları inkar edilemeyen açık bir gerçektir. Sonuç olarak Crans Montana konferansından da bir anlaşma yapılamadığına göre, yaklaşık yarım asırdan beri sürdürülen müzakerelerde federal çözümün mümkün olamadığı ilan edilmeli ve bundan sonra yan yana iki devletli çözüm seçeneği gündeme taşınmalıdır. Türkiye’yi Kıbrıs’tan uzaklaştırmak ve ayni Girit senaryosu ile adayı Yunanistan’a bağlamak amacında olduğu bilinen güçlü devletler ve güdümlerindeki birleşmiş milletler ile Avrupa Birliğinin, iki devletli çözüme sempati duymadığı biliniyor. Ancak Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye, çözümsüzlükten mağdur olan taraf olarak, yarım asır daha müzakerelerde zaman harcanmasına izin vermemeli. Şimdi Türk tarafının, yaklaşık yarım asırdan beri sürdürülen müzakerelerde hazırlanan tüm çözüm planlarını, Rumların kabul etmediğini belgelerle ortaya koyması ve 2004’de Birleşmiş Milletler tarafından önerilen Kıbrıs Türk Devletini ilan etmesi isabetli bir tutum olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner66

banner62

banner50

banner68

banner40