Bir kaç gündür yazmak istiyorum. Bir türlü yazamıyorum. Esasında gündemde yazılabilecek birçok konu var ama ben hangisini yazmam gerektiği konusunda karar veremedim. Bir tür kararsızlık benimkisi…
İşin özü siyaset yazmak istemiyorum. İstemiyorum da bizim insanımız siyaset dışı sosyal hayat, tarih vesaire hakkında bir şey yazıldığında okumuyor. Aslında bu bize halkımız çok politize olduğunu göstergesidir. Herhâlde buna etkisi olan ülkemizde, çok sık seçim yapılmasıdır. Ya da insanımızın sürekli seçim talep istemesidir. Bizim köylü hikmet abinin güzel bir söylemi var. “Süt bozuksa kaymak da bozuk olur” diye. Galiba ülke insanımızı en güzel anlatan ifade bu olsa gerek…
Her neyse,
Dün tam Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye yaptığı reformlar hakkında bir şeyler yazmaya başladım.
Mustafa Kemal, birçok reform yaptığını Türkiye’yi modern bir yapıya büründürmek adına çalıştığını ve bunları pekiştirmek için birçok cümle kurduğunu ifade etmiştim.
Bunlardan biri de “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”. Sözü olduğunu ama bunu kamuoyunda eksik söylediğini yazmıştım. Yazı orada kalmıştı devamı bugüne nasipmiş…
Eksikliği şu; “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, FENDİR” doğrusu budur. Aslında Mustafa Kemal burada Fen vurgulamasını yaparken ifade etmek istediği “aydınlanmak için pozitif bilimlere( matematik, fen ) yönelin gelecek bunlardadır” söylemini kullanıyor.
O dönemle empati yapılacak olursa, o günkü şartlarda Osmanlı ülkesi dini eğitimi bütün her şeyin üzerinde tutan bir yapı olduğunu unutulmamalıdır. Biraz da bu Yargı’yı yıkmak üzere söylenmiş bir söz olduğu aşikârdır.
Tabi bu tartışıla bilinir. Tartışılmalıdır da!!!
Sonuç da Mustafa Kemal’in her söylemi tartışılmaz diye bir kaide yok yani Mustafa Kemal’in söylemleri dogma da değildir. Elbette Mustafa Kemal’in de yanlışları olmuştur.
Ama genel konjonktürde bugün bunu daha rahat olarak söyleye biliriz ki yapılan icraatların birçoğunun doğru olduğu görülmektedir.
Şunu da ifade etmeyelim ki Mustafa Kemal iyi bir Pragmatiz idi. Ülke için hangi fikir’i fayda sağlayacağını düşünüyorsa onu uygulamaya çalışırdı.
Gelelim en tartışılan konuya Mustafa Kemalin içki içme konusuna, doğrudur. Mustafa Kemal gece iki üçlere kadar içerdi genelde her aksam misafirli, yemekli sofraların Çankaya’ da olduğu biliniyordu. Genelde ülkenin yönetim kadrosu sofrada bulunurdu.
Bilinen o ki içki beyindeki hücreli öldürüyor. Bu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Ama ilginç olan bir diğer bilimsel araştırmada ise içki içmiş olan insanların o konuşulan ya da düşünülen bir konu üzerine daha fazla odaklaması, yoğunlaşması gerçeğidir.
Elbet de Kimsenin özel yaşamı bizi ilgilendirmez. Herkesin özel hayatı kendisine aittir. Bizi ilgilendiren ülke için yaptıkları icraatlardır. Yine de Mustafa Kemal’in hayatına dair merak duygusu içinde olanlar için önerim Falih Rıfkı Atay’ın “ Mustafa Kemal’in Çankaya’sı” adlı eseridir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cys 6 yıl önce

can dündarın çok güzel bir lafı vardır hatırlatayım... "bilgisi olmayan insanın fikri de olmaz" günün anlam ve önemini belirten bir söz sizce

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40