Sayıştaylık sınavını kazanıp aranan niteliklere uymadıkları gerekçesi ile istihdam edilmeyen gençlerin durumu malum.

Onların mücadelesi kurultay gürültüsünde pek duyulmadı ama belli ki bu işin peşini de bırakacağa benzemiyorlar.

Yerden göğe kadar da hakları var.

Kurultay öncesi ve sonrası yüzlerce partili istihdam edilirken, hem de liyakata göre yapılmayan işe alımlar öncelikle bu 5 gencimizi çileden çıkarır.

İşin kötü yanı onların seslerini yeteri kadar duyuramamış olmaları.

Hoş zaten hükümetin duymaya ad pek gönlü yok gibi görülüyor.

Oysa, bunca istihdam arasında pek ala ki bu 5 gence de bir yer bulunabilir, devletin ayıbı da örtülmüş olurdu.

Bir kez daha feryatlarını dile getirmişler ve duygularını yazıya dökmüşler.

Bize düşen görev onların sesi olmaya devam etmek.

Her ne kadar birileri başını deve kuşu gibi kuma gömse de er ya da geç bu gençlerin haklarını alacaklarına inanıyoruz.

İşte o öfke dolu yazı;

“Sizin de bildiğiniz gibi, Sayıştay başkanlığının, Sayıştay başkanı Osman Korahan ve Sayıştay başkanlığı sıfatıyla KHK aleyhine açmış oldukları dava, hiç ummadıkları şekilde Yüksek Mahkemece red ve iptal edilmiş, fakat Sayıştay başkanlığı almış olduğu bu yenilgiyi veya kararı sindirememiş, ellerinde atama kararlarımızı geçersiz kılan hiçbir mahkeme hükmü yokken, 7 aydır bizi halen hukuk dışı olarak işe başlatmama ısrarını sürdürüyor..

Devletin yetkili kurumu tarafından verilmiş atama kağıtlarına güvenerek, işlerimizden istifa ettik ve işsiz, aşsız kaldık. Şuan konu yine yargıda ve bizim Sayıştay başkanlığına açtığımız davalarımızın görülmesini bekliyoruz.
Bu güne kadar hükümet tarafından yapılan binlerce partizanca istihdamı görüyoruz.

Bileğimizin hakkıyla, alnımızın teriyle başarılı olan, bu topraklarda doğup büyüyen bizler mi fazla geldik bu devlete ?

Tek suçumuz tamamen partisiz olmamız, arkamızda bir dayımızın olmaması mı ? Kendi ülkemizde bunların bize yaşatılması, bu devlet için ter dökme çabasında olan bizler için 7 aydır bu şekilde muamele görmemiz sonucu içinde bulunduğumuz durum inanın kelimelerle anlatılamaz. Önümüze konulan tüm engellere, atılan taşlara rağmen, vermiş olduğumuz hak arama mücadelemizde hiçbir zaman yılmadık ve yılmayacağız.
Bağımsız mahkemelerimize daha önce de güvendik, şimdi de güveniyoruz. Hakkaniyete ve adalete uygun bir karar alacağımıza olan inancımız da tamdır.

Son olarak da aşağıdaki soruları başbakan’a sormak istiyoruz:

 

- Sayıştay başkanı/başkanlığının bizim aleyhimize açtığı dava yüksek mahkemece ret ve iptal edilmişken ve Sayıştay başkanlığının elinde, atama kararlarımızı geçersiz kılan hiçbir mahkeme hükmü yokken, tam tamına 7 aydır, hukuk dışı olarak işe başlatılmamamızı nasıl değerlendiriyorsunuz ?
- Dava başında, yaşanan mağduriyeti kısa zamanda gidermek adına, Yüksek Mahkeme Yargıçlarının önerisiyle, defalarca önünüze kadar gelen nakil kağıtlarımızı ısrarla imzalamama nedeniniz neydi ?
- İmzalamamıza neden olan acaba o sıralarda KHK doktorluk kadrolama mülakatında başarısız olan damadınızın intikamını, Yüksek Mahkemenin bizi haksız bulup, KHK'ya ceza vereceğini hayal ederek almak istemeniz olabilir mi ?
- Bizi, hep "konuyu bilmiyorum", "konu yargıda" deyip geçiştirdiniz. Hak edenin hakkını yiyerek, sınavsız ve münhalsiz, binlerce partizanca istihdam yaparken, bileğimizin hakkıyla başarılı olan bizleri aç, aile desteğine muhtaç bırakırken, geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz?
- Tüm bu bize yaşatılanlar, geçen sene yine sınavsız ve münhalsiz, gelinini başbakanlığa, oğlunu ise Lefkoşa’da bulunan bir devlet dairesine geçici memur olarak yerleştirdiğiniz; Sayıştay sınavında da başarıya göre sıralanan ilk 24 kişi dışında kalıp başarısız olan yukarı Girne UBP delegesi ve hafta sonu yapılan kurultayda da parti meclisine de seçilen kişiliğin oğlunu Sayıştay’a sokmak için mi ?
- Sayıştay’da işe başlatılmayan olan bizlerin tam da 5 kişi olması ve bizim temizlenmemiz! durumunda, söz konusu şahsa sıra gelip, Sayıştay’a alınacağı sadece bir tesadüf mü ?
- Söz konusu şahsın, KHK'ya ve bize karşı, bizim sınava alınarak hakkının yendiğini gerekçesiyle dava açmasında kurumun bile çok sonra haberi olmuşken, müsteşarınız bizi başbakanlıktan kovarken bağıra bağıra söylediği bu davayı nasıl biliyordu ?
- Sayıştay başkanlığıyla, müsteşarınız ve söz konusu “mağdur” kişiyle birlikte bu konu hakkında neler konuştunuz ?
- Bir türlü hakkımızda çıkamayan başsavcılık yazılı görüşünde, yine sizin ve/veya müsteşarınızın parmağı mı var ?”

 




MESAJ KUTUSU

Sayın İrsen KÜÇÜK, yakın çevrenize gerekirse erken genel seçim kartınızı kullanabileceğinizi söylemeye başladığınız iddia ediliyor. Bakalım karşı taraf restini görecek mi yoksa onlar da başka kart mı açacak? Bu arada parti meclisi üyelerinde yüzde 70 civarında başarılı olduğunuz görülmüş. Hiç de fena bir rakam değil.

Sayın Cem PİŞMİŞ, partili bir delegenin hem de avukat olan birisinin oy pusulalarını çaldığını tespit edip polise şikayette bulunmuşsunuz. İsmi duyunca şok olduk ama polis açıklayıncaya kadar susmaya karar verdik.

Sayın Ahmet KAŞİF, bayram sonrası Kemal Kılıçdaroğlu destek ziyaretine gelecekmiş. Biraz geç kaldı ama yine de hiç yoktan iyidir değil mi?

Sayın Hüseyin ÇOBANOĞLU, Kudret Özersay’ın konuk olduğu bir programın yayının ortasında sansürlenip iptal edilmesi konusunda açıklama yapmanız bekleniyor. Acaba sizden habersiz bazı işgüzarlar mı yaptı bu ayıbı?

Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, bayram tatiline çıkmanız bazı çevrelerce ya yanlış anlaşıldı ya da bilerek kamuoyuna yanlış aksettirildi. Bayram sonrası müjdeli haberle gelince bakalım ne diyecekler. Haberi duydum mutluluklar dileriz. Artık bu kez ciddi olsun, sonu gelsin.

Sayın Kudret ÖZERSAY, Temiz Toplum Derneği sonunda tescillenmiş ve bu vesile ile yeni bir süreç başlamış. Hayırlı uğurlu olsun. Madem ki siyasileri rahatsız etmeye başladınız doğru yoldasınız demektir.

Sayın Suat GÜNSEL, Lefkoşa’nın temizlenmesi konusunda başlattığınız girişimler kamuoyunda memnuniyet yarattı. Hem devletten alacağınız olsun hem de devletin kirlerini temizleyin helal olsun yani.

Sayın Necdet NUMAN, Girne bölgesinde yüzde 80 konusunda çok kesin konuştunuz ama sonuçta az kalsın güme gidiyordunuz. Büyük lokma yiyip büyük konuşmamak lazım değil mi? Ama yine de ilk kabine değişiklinde kabinedesiniz. Şimdiden terzinize talimat verebilirsiniz.

Sayın Gürsel UZUN, bölgenizde hala çok güçlü olduğunuzu parti meclisi sonuçlarında gösterdiniz. Biz yine ısrar ediyoruz vekillik için de şansınız büyük.

Sayın Hakan DİNÇOĞLU, tribünlerde kulis yaparken görülmediğinizi sakın zannetmeyin. Sessiz ve derinden siz de epey çalıştınız. Sonucu mahkeme belirleyecek ama parti içi enerji devam ediyor demektir değil mi?

Sayın Erdal BARUT, Esentepe’yi kedi büyüklüğünde fareler istila etti diyorlar. Vatandaş kendi imkanları ile uğraşıyor ama genel seferberlik şart oldu gibi görülüyor. Yakında birkaç tanesi de makamınıza gelirse sakın korkmayın da şaşırmayın da…

Sayın Ayşe DÖNMEZER, KITOB’un turistik tesisler konusunda yaptığı çok önemli çalışma biraz kurultay gürültüsüne heba oldu gibi görülüyor. Bazı işletmeler bu konuyu daha geniş bir şekilde kamuoyuna duyurmanızı istediler bilesiniz.

Sayın Ramazan ÖZÇELİK, kurultay vesile olmuş ve AK Partili dostlarınızla hasret gidermişsiniz. Bir taşla iki kuş vurdunuz desenize.

Sayın Ejder ASLANBABA, UBP’li vekiller arasında belirlenen sonuçlara en yakın tahminleri sizin yapıldığınız tespit edilmiş. Demek delegenin nabzını iyi tutmuşsunuz. Bakalım son manevranız için sizden bedel isteyecekler mi?

Sayın Tuncer ARİFOĞLU, Ahmet Kaşif yatıp kalkıp size dua etmeli. Özellikle Lefkoşa’da çok sayıda delegeyi döndürmeyi başardınız. Ne varsa eskilerde var değil mi?

Sayın Ertuğrul HASİPOĞLU, DP’ye kancayı fena attınız ama onların da yakında size büyük bir sürprizi olacakmış. Fikri Ataoğlu, pusuya yattı zaman kolluyor.

Sayın Hüda AKSOY, listeler konusunda ne deseniz haklısınız ama ilçeler sizi kurtun önüne atmaya kararlı görülüyor. En doğrusu hepsini bir araya toplayıp parti içi disiplin konusunda kulaklarını çekmeniz olacak.

Sayın Zeki ZİYA, kasalar dolusu palamut tutmuşsunuz ama bir tanesini bile eve götürmemişsiniz. Hayırdır yoksa bu işin ticaretine mi başladınız. Akıllı adamsınız vesselam.

Sayın Cenk Harbay ŞEREN, eski kulüp yöneticileri ile siyasetçileri kurultay bahanesi ile bir araya getirmişsiniz. Bölgenizden teşekkür mesajları geliyor, tebrik ederiz.

Sayın Aral MORAL, sizin kedinin marifetlerini ben de duydum. Islık çalınca takla atanını hiç görmemiştim. Desene bizim bazı siyasileri hiç aratmıyor. Onlar ıslık beklemeden taklaya başlıyor.

Sayın Cemil ERDENAY, Kalkanlı’da inşa ettiğiniz otelde işler tıkırında gitmeyince devlete satmak için girişim başlattığınızı öğrendik. Ancak istediğiniz rakamı duyunca kulaklarımıza inanamadık. Yanlış mı duyduk acaba?

 

 

Günün Fıkrası

Süpermen…

Adam sabaha karşı altıda evine gelmiş. Eşi başlamış sorular sormaya;
- “Dün gece neredeydin süpermen?”
- “Müşterileri yemeğe çıkardım patronla.”
- “Peki sonra ne yaptınız süpermen?”
- “Bir bara götürdük, striptease kulübe.”
- “Sen ne yaptın orada süpermen?”
- “Hiç, sadece bir bira içtim ve patronla müşterileri
otele bıraktık.” demiş adam ve ardından sormuş:
- “Neden bana süpermen diyorsun geldiğimden beri?”
Eşi cevaplamış:
- “Sadece süpermen külotunu pantolonunun üstüne giyiyor da ondan.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40