Yakın geçmişte Kıbrıs Türk halkını Rum çoğunlukla birleştirmek ve uyduruk Kıbrıslılık kimliği altında eritmek amacı ile, ülkemizdeki tüm ekonomik sıkıntıların Anavatandan kaynaklandığı ileri sürülür ve çıkış yolu olarak da, Rumlarla birleşmeyi sağlayacak (nasıl olursa olsun) bir çözüm ve AB’ye girmemiz gösterilirdi.Bu görüşe katılmayan ve Rum’a yamalanmaya karşı olanlar da büyük bir pişkinlikle, barış ve çözüm düşmanı gösterilirdi.
Yaşanan dönemde, Rum yönetimi ile AB deki ekonomik çöküş, bu görüşlerin yanlış olduğunu kanıtlamıştır.Sol kesimin istediği gibi, sırf birleşme ve ekonomik kazanımlar düşünülerek, nasıl olursa olsun bir anlaşma gerçekleştirilmiş olsaydı, şimdikinden de daha kötü durumda olacaktık. Üstüne üstlük bir de, nüfus ve ekonomik bakımdan bizden daha avantajlı olması nedeniyle, Rum çoğunluğun hegemonyası altına girecektir.
Bu gerçeklerin açıkça ortaya çıkmasına rağmen, adanın tümünü ele geçirmek amacından sapmayan Rumlar, içimizdeki işbirlikçiler, KKTC’de gerçekleri göremeyenler, yanılgı içinde olanlar ve ideolojik saplantılardan kurtulamayanlar, hala daha birleşme sevdasından vazgeçmemişlerdir.İşte bu nedenle, şimdi de Kıbrıslılık kimliğini ön plana çıkararak, halkımıza Rumlarla birleşmeyi benimsettirmeğe çalışıyorlar.
Kıbrıs Türk halkını Rum çoğunluğa yamalamak gayreti içinde olduklarının açıkça bilinmesine rağmen, bir de kulağa hoş gelen sloganlarla,duygu sömürüsü yaparak, sanki dünyada bir ‘Kıbrıslılık’ ulusal kimliği varmış gibi, bu kimliğimizin ortadan kaldırılmak istenildiğini ileri sürerek, halkımızı kökünden koparmak ve Rum çoğunlukla birleştirerek eritmek amacı ile, yoğun kampanya yürütüyorlar.
Bu yeni propaganda faaliyetleri çerçevesinde, dilimizdeki bazı yozlaşmalar, okuması olmayanların kullandığı bozuk söylemler,zamanla dilimize bulşan Rumca kelimeler, sanki bize ait bir kültürmüş gibi ön plana çıkarılmağa çalışılıyor.
Oysa dünyanın her yerinde, bölgeler arasında şive farklılığı ve değişik bazı kelimeler kullanılıyor.Ayrıca, yazma okuması olmayan kişilerin konuşmalarında bazı bozukluklar da olabiliyor.Bir de tüm ülkelerde,konuşma dili ile yazma dili arasında, az çok bir farklılık olduğu bilinen bir gerçektir.Anavatanın çeşitli yerlerinde yaşayanların konuşmaları arasında da, küçük çaplı bazı farklılıklar vardır.Fakat, İstanbul’da konuşulan Türkçe, en doğru ve resmi dil kabul edilir.
Gerçekte,Kıbrıs Türk halkının kökünün, Türkiye’de yaşayan halka uzandığı inkar edilemeyen bir gerçektir.Hatta atalarımızın Anadolu’nun neresinden geldiği bile, tarihi belgelerde kayıtlıdır.
Kuşkusuz bu kampanyayı başlatanların amacı, yalan propagandalarla, Türk halkını kökünden koparmak , Rum çoğunlukla birleştirmek ve böylece Kıbrıslılık kimliği altında asimile edilip Rumlaştırılmasını sağlamaktır.
Belki bu kampanyaya sempati duyan ve destekleyenlerin bazıları, gerçek amacın ne olduğunu,ne yapılmak istendiğinin farkında değildir. Bazı kişiler ise, sırf ideolojik saplantıların etkisi ile bu kampanyaları desteklemektedir.
Ancak esas kampanyayı başlatanlar, bilinçli olarak, Türk halkını kökünden koparmayı, Rum çoğunlukla birleştirmeyi ve sözde Kıbrıslılık kimliği altında eritmeği hedeflemektedir.
Mevcut koşullarda, Kıbrıs Türk halkının silahla yok edilmesi mümkün olmadığı için de, şimdi bu sinsi oyun oynanmaktadır.
Yaşanan dönemde, tarihimizin unutturulması, dilimizin yozlaştırılması, ulusumuzdan ve dinimizden soğutturulmamız, manevi değerlerimize, ulusal direniş mücadelemizde emeği geçenlere karşı yapılan kötüleme ve karalama kampanyalarının, bilinçsizce ve tesadüfi olduğu kabul edilemez.
Oynanan oyunun anlaşılması bakımından Hüseyin Nihal Atsız’ın aşağıdaki vecizesini hatırlatmakta yarar görürüm;
‘Özgürlüğünü kaybeden bir millet,korkunç bir felakete düşmüştür.
Dilini kaybeden bir millet ise yok olmuş demektir.’
Peyami Safa’nın aşağıdaki vecizesi ise, ülkemizde oynanmak istenen oyunu,açıkça teşhir ediyor:
‘Bir milletin yok etmek isterseniz,
Askeri istilaya gerek yok;
Tarihini unutturmak,dilini bozmak,dininden soğutmak ve dolayısıyle manevi değerlerini,ahlakını yozlaştırmak kafidir.’
Gerçekten de ülkemizde halen yapılmak istenen aynen budur.Tarihimizin unutturulması,dilimizin bozulması, Türk ve Müslüman kimliğimizden soğutulmamız, TMT gibi ulusal örgütlerimizin kötülenmesi,direniş mücadelemizde emeği geçenlerin karalanması,manevi değerlerimizin bozulması ve gençlerimizin yozlaştırılması için yoğun beyin yıkama kampanyaları yürütülüyor.
İşin acı tarafı, ulusalcı ve anavatana bağlı olduğunu ileri süren büyüklerimiz de,sırf koltukta rahatsız dilmemek hesabı içinde, sessiz kalarak, bu dayanaksız propagandaların pervasızca sürdürülmesine ve özellikle de gençlerin aldatılmasına,adeta yardımcı oluyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40