"Başkalarının övünmesini çekilmez kılan, bizimkini engellemiş olmasıdır."
La Rochefoucauld
Yaşanılan bütün kavgalar "ben" ve "öteki" arasındadır. "Biz" ve "ötekiler" ayrıştırması da aslında "ben" ve "öteki"nin türevidir. En temelde "ben" ayrımından başlar, ben merkezli, -bir başka deyişle- bencil-ce-dir. "İnsanları benzer kılan, her insanın içinde bir öteki figürü taşıdığı gerçeğidir" diyor Hannah Arendt.
Çocuk ben merkezli düşünür. Bencildir. İstek ve arzularının hemen doyurulmasını ister, onları erteleyemez. Geliştikçe empati yapmayı, kendisini başkalarının yerine koyarak değerlendirmeyi, sadece kendi çıkarları için değil, ötekilerin de çıkarlarını gözeterek hesap yapmayı, isteklerini arzularını diğerlerinin de kabul edeceği yer ve zamana ertelemeyi öğrenir.
İnsan tekinin (bireyin) yaşadığı bu süreç insanın birim olarak merkezde yer aldığı tüm sosyal yapılanmalarda da benzerdir. Bazı toplumsal organizasyonlar bireyin çocukluk dönemine denk gelen benzeşimler taşırken, bazıları ergenlik, bazıları ise erginlik ya da erişkinlik dönemine denk gelir
Çocuğun ruhsal gelişiminin bir şekilde aksaması ile bu narsisistik(kişinin kendini özelzannetmesi, kendini aşırı beğenmesi, kendini beğenmiş, eleştiriyi kabullenmeyen, empati yapamayan) dönemin aşılamaması, bazı erişkinlerdeki narsisistik kişilik organizasyonlarının ortaya çıkmasının nedeni olarak kabul edilir. Bir başka deyişle o kişi o boyutuyla çocukluğunu aşamamış ve o aşamada saplanıp kalmıştır. Narsisistik kişilik organizasyonunun belli bir ölçüde herkeste -biraz az, biraz fazla- bulunması normal kabul edilir. Ancak bunun bu "belli ölçüyü" aşması durumunda artık "narsisistik kişilik bozukluğundan" söz etmemiz gerekir ve bu patolojik (yapısal ve fonksiyonel bozuklukları inceler) kabul edilir. Konumuzla bağlantısı temelinde narsisistik kişilik bozukluğunun temel özelliklerine kaba hatlarıyla bakacak olursak;
Şimdi bu narsisistik özellikleri bir çocukta gördüğümüzü varsayalım, şaşırmayız, bunun bir "çocukluk" olduğunu söyler, güler geçeriz. Bu özellikleri bir erişkinde gördüğümüzde eleştiririz ve itici buluruz.
İnsanlar toplumsal yaşantıları içinde başkalarının tepkisini çekecek olan değerlendirmelerini maskeleyecek ve toplumun kabulleriyle uzlaştıracak mekanizmaları her platformda sıklıkla kullanır.
"Bizim ailede bir ben cahil kaldım" şeklindeki bir değerlendirme çoğu zaman aslında mensup olduğu aileyi-boyu-sülaleyi -dolayısıyla mensubiyeti nedeniyle kendisini- yüceltme amacının kişisel bir tevazu makyajıyla maskelenmesi çabasıdır. Böyle bir cümle başkaları nezdinde "benim ailemde herkes okumuş ve kültürlüdür" cümlesinden çok daha sempatik bulunur ve kabul görür. Hele aile mensubu bir birey nezdinde tadına doyum olmaz "zekice" bir iltifattır. Yani söylemek istediğimiz cümleleri kimseyi incitmeden, üslubuyla ve doğrusuyla anlatmak bize ne kaybettirecek ki?
Peki içimizden gelen “ben” olgusunu İnsanoğlunun bir arada kardeşçe ya da katlanarak, ama kavga etmeden “biz” hale dönüştürmesi bir rüya mıdır?
Bence değildir, zor da değildir…
Bilgisiz bir kimse, savaş davuluna benzer, sesi çok, içi boştur.(SADİ)
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40