Kusma ve terleme şikayetiyle sağlık ocağına gidiyorsunuz…
Görevli biri ‘kusma ambülans çağırma nedeni değildir’ diyor ve ortalığı geriyor!
Sonra babanız orada düşüp ölüyor, gerisi zaten dünkü bütün gazetelerde vardı…
Öncelikle acılı aileye baş sağlığı dileriz, ateş düştüğü yeri yakar ve bu durumlar karşısında öfke ve tepki bazen çok büyük olur sonra da tatsızlıklar yaşanır…
Sigortası atmaya görsün insanın, gözü hiçbir şeyi görmez ve kontrol dışı davranmaya başlar, başkasına da zarar verir kendisine de!
Doktor Aylin Akçin’e de geçmiş olsun dileklerimizi buradan sunuyoruz anladığımız kadarıyla babalarının gözleri önünde ölümü nedeniyle aile fazla tepkiliydi, o darp olayı kesinlikle yaşanmamalıydı…
Ama bu olayın ötesinde hastane ve sağlık ocaklarımızda öyle olaylar yaşanıyor ki, insanın delirmemesi elde değil!
Önceki gün Mağusa’dan bir okurum aradı ve Mağusa Hastanesi’nde yaşadığı bir olayı anlattı…
Annesinin yüksek tansiyon ve şekeri varmış Cuma günü eve özel doktor çağırmışlar.
Eve giden doktor ‘felç geçiriyor’ demiş acil olarak hastaneye kaldırılmasını istemiş, hatta yardımcı da olmuş ve hastaneye telefon ederek hasa gönderdiğini ve ilgilenilmesini istemiş.
Yaşlı kadını hastaneye götürdüklerinde tansiyon 19 şeker de 450 civarlarındaymış.
Hastanede kendisine müdahale edildikten sonra hastanın taburcu edilmesine karar verilmiş ama işte buna aile şiddetle karşı çıkmış ve kontrol safhasının devam etmesi gerektiğini çünkü annelerinin hiç de iyi olmadığını söylemişler.
İlgili doktor taburcu etme kararından vazgeçmemiş ve ‘bana göre bir şeyi yoktur taburcu edilebilir’ görüşünü öne sürmüş ve aile istemese de kadın taburcu edilmiş…
Hasta yakınları burada ‘tam manasıyla hastaneden kovulduk’ siteminde bulundular.
Bu arada bazı doktorların ortalıkta gözükmediklerinden de şikayetçi oldular, bu çok ayrı bir mesele…
Mağusa Hastanesi yetkili doktorlarının ‘iyileşti’ deyip taburcu ettiği yaşlı kadın şu anda 5 gündür Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde yatıyor ve kontrol altında tutuluyor!
Çünkü yaşlı kadında ikinci bir felç yaşama olasılığı olduğundan hastane doktorları buna karar vermişler…
Aile bana telefonda ısrarla  eğer Mağusa’daki doktorların sözünü uyup eve götürselerdi annelerini kaybetme ihtimalinin olduğunu söylediler…
Doktor olmadığımdan bunu bilemem ama şu anda Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde tedavi sürdüğüne göre bu görüşlerinde haklılık payı olduğunu düşünüyorum…
Ayrıca ısrarla şunu da yazmamı ilettiler, hastane doktorlarından başta Sıla Usar olmak üzere tüm çalışanlara ve hemşirelere de sıcak tavırlarından dolayı teşekkür ediyorlar…
Kim bilir belki de aile hastalarını Lefkoşa’ya getirmeseydi bir ölüm olayı bile yaşanabilecek ve aynı Yeni Erenköy sağlık ocağında yaşanan tatsızlıklar ardından gelebilecekti…
Şimdi bu yazıyı okuyanlara sormak isterim;
Allah vermesin böyle bir acı olay sizin ailenizin başına gelse siz olsanız ne yapardınız…
Aile, hastalarıyla birlikte hastaneden kovulduklarını hissedip annelerini Lefkoşa Devlet Hastanesi’ne getiriyorlar ve durumun hiç de öyle basit olmadığını kendi gözleriyle görüyorlar, çünkü anneleri hala Lefkoşa’da tedavi görüyor…
Buna benim aklım yatmaz sizin nasıl yatar onu bilemem artık!
Demek istediğim şudur;
Devletin hangi biriminde olursa olsun işini tam olarak yapanların yanı sıra yapmayanlar ve savsaklayanlar vardır buna sağlıktaki birimlerimizde dahildir…
Ne yazıktır ki insan hayatı gibi çok hassasiyet gerektiren tıp mesleğinde de zaman zaman büyük sıkıntılar yaşanmakta, insanlarımız mağdur olmakta hatta ölümler bile yaşanabilmektedir…
Evet gerekçe ne olursa olsun hasta yakınlarının bir doktoru ya da hemşireyi darp etmesi kabul edilemez bir davranıştır ama hiç kimse kusura bakmasın, bazıları mesleklerini ayaklar altına almakta ve insan sağlığını hiçe saymaktadır…
Nedense de hep devlet hastanesinde vatandaşa eziyet çektirenler özel klinik ve hastanelerde çok şefkatli olabilmektedirler…
Nu tuhaftır değil mi?
 
 
3 ay yatırım yapmadan çalıştırıyorlar!
 
5 yıldızlı bazı uyanık oteller yaz mevsimi nedeniyle yaptıkları istihdamlarda çalışanların yatırımlarını yapmayarak yasal suç işliyorlar.
Karpaz bölgesindeki bir otelde çalışan genç arkadaş telefonla arayarak patronlarının suç işlediğini yatırım isteyenlerin işine son verileceği tehdidinde bulundu!
Çalışma ve Turizm Bakanlarını görev çağıran bu arkadaş işe ihtiyaçları olduğu için kimseye resmi şikayette bulunamadıklarını da ifade etti…
 
 
 
Özel okullara yine yoğun ilgi!
 
Devlet okullarında yaşanan başta grevler olmak üzere bir takım olumsuzluklar vatandaşın çocuklarını özel okula yazdırmalarına neden oluyor.
Daha önce genelde varlıklı aileler çocuklarını özel okulda okuturken şimdi artık dar gelirli aileler de borçlanarak çocuklarını özel okullara yazdırmaya başladılar.
Geçenlerde görüştüğümüz bir özel okulun müdürü kayıtların geçen aydan dolduğunu ve yoğun istek nedeniyle ek dershaneler açmak durumunda kaldıklarını söyledi.
İlkokul ve okul öncesinde bir öğrencinin okul parası aylık yaklaşık 1000 TL civarında tutuyor.
 
 
 
MESAJ KUTUSU
 
 
Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, UBP İskele örgütünde büyük bir hareketlenme yaşanmaya başladığı ve bölgeye bakanlık verilmediği için partinin kaynadığı söyleniyor. Acaba diyoruz imza kampanyasının ardında siz mi varsınız? Zira genel başkanınız sağda solda bakanlık istediğinizi ama vermediğini söylemeye başladı, haberiz olsun.
Sayın Derya KANBAY, KKTC’deki yeni görevinizde başarılar diler sorunsuz bir dönem geçirmenizi dileriz. Umarız geçmiş dönemde yaşanan sıkıntıları çok iyi değerlendirir ve bazı yaraları da pansuman edersiniz.
Sayın İsmet AKİM, hükümet ile olan büyük kavgayı sonunda siz kazandınız ve elektriğin kilovatına 6 kuruş zam yaptırmayı başardınız. Böylelikle yeni hükümetin icraatı da zamla başlamak oldu. Ha keşke vatandaşın bu konudaki duygu ve düşüncesini bilseydiniz…
Sayın Serdar DENKTAŞ, artık Anamuhalefet partisi başkanısınız ve TC Yardım Heyeti’ni unutup işiniz hükümeti sıkı takibe almak olmalıdır. Bundan böyle yapacağınız her açıklama Anavatan-Türkiye ilişkilerine zarar verecektir.
Sayın Talip ATALAY, Ramazan ayında Lefkoşa’da Din Sitesi’ne kurulan iftar çadırını kuran arkadaşların öyle bir kalbini kırmışsınız ki yedikleri fırçayı daha unutamadılar. Oysa bizim dinimizde hoşgörü ve sevgi ön plandadır değil mi?
Sayın Ahmet DERYA, bakanlık konusunda başarılı olamadığınız ama şimdi de yurt dışında yaşayan küçük kızınızı  müsteşar yapmak için kolları sıvadığınız ama hep olumsuz yanıtlar aldığınızı duyduk…
Sayın Mehmet Ali TALAT, 2’nci Cumhurbaşkanı makamı için devlet tarafından tahsis edilen ofisinizi devlete geri iade etmeyeceğinizi duyduk. Bizce de doğru karar verdiniz zira bu makam için ziyarete gelenleri partide ağırlamak olmazdı. Söylentilere kulak asmayın siz birkaç ay içinde unutulur gider.
Sayın Vakkas ALTINBAŞ, Yavuz Çıkarma Plajı’ndaki tesisleriniz için vatandaştan yoğun tepki mesajlarınız geliyor. Tarihe öneme sahip olan burasının alkol ve eğlence merkezi olması özellikle milliyetçi kesim tarafından şiddetle eleştiriliyor.
Sayın Sıla USAR, yeni hükümette sağlık bakanı olarak ilk sizin adınızın geçtiğini biliyor muydunuz. Hani derler ya olmayacak her şeyde hayır vardır, sizinki de aynen öyle oldu direkten döndünüz. Verilmiş sadakanız varmış…
Sayın Abbas SINAY, yeni kabinenin kurulma çalışması yapıldığı o günlerde size gönderilen bir telefon mesajı parti içinde en çok konuşulan konular arasında yer alıyor. Artık deriz ki bu mesajı kimseye okutmayın unutun gitsin…
Sayın Mahmut KANBER, elektrik zammı yerine içki ve sigaraya zam yapılması talebiniz tiryakileri epey çileden çıkardı. Ayrıca o ürünlere zam yapılınca bundan ithalatçıların müthiş kar edeceğini de düşünemediniz değil mi?
Sayın Ali Rıza USLUER, Ünal bey genel başkanlık için daha adaylığını açıklamadı ama siz onun için bölgede kulislere başlamışsınız bile. İskele’de en çok güvendiği isimsiniz bu konuda sorumluluğunuz çok büyük…
Sayın Metin BİLMEM, cezaevine uyuşturucu girmesi konusundaki açıklamanızdan kısa bir süre sonra perde gerisinde bir gardiyanın çıkması ne acıdır değil mi? Artık oraya bir narkotik köpeği konuşlandırmak şart oldu bu işi sakın geciktirmeyin…
Sayın Fuat AZİMLİ, kırsal kesimde atıl durumda kalmış tarihi eserlerin bazı iş adamları tarafından iş yerlerinde dekor olarak kullanılması bir anlamda iyi oluyor ama bu işi bir disiplin altına koymak da sizin görevlerinizin başında geliyor.
Sayın Ersin TATAR, hem hükümet programına ağır eleştirilerde bulunup hem de Meclis’te onay vermek biraz çelişti ve yine muhaliflerin diline düştünüz. Eğer ‘hayır’ oyu verseydiniz kahraman olacaktınız ama bir türlü cesaret edemediniz!