Kıbrıs’ın İngiliz idaresine girmesinden sonra,hatta 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık yönetiminde bile,adadaki Türk varlığının yok edilmesi için çok sinsi, profesyonelce ve yoğun faaliyetler sürdürülmüştür.1771’li yıllarda Rumlardan iki misli fazla olmamıza rağmen, göç ve asimilasyonlarla, azınlık durumuna düşürüldük.
Fakat, tüm baskı ve propagandalara rağmen,dirayetli liderlerimiz sayesinde, Türk- İslam kökümüzden koparılamadık.
Halen,kendi yönetimimiz altında bulunmamıza rağmen, kökümüzden koparılmamız ve yok edilmemiz amacı ile yürütülen saldırıların, tehditlerin, pervasızca sürdürüldüğü görülüyor.
İşin acı yanı, liderlerimiz ve yöneticilerimiz, hatta anavatan yetkilileri bile, demokrasi safsatası ile, halkımızın Türk ve Müslüman kimliğine karşı yürütülen bu saldırıları propagandaları, önemsemiyor.Böylece yaygınlaşmansa göz yumuyor.
Yok edilmemize dönük bu faaliyetler, her dönemde, farklı söylemler, yöntemler ve gerekçeler ileri sürülerek yürütülüyor.Hatırlanacağı gibi, yakın geçmişte KKTC’deki tüm sıkıntıların, anavatandaki yüksek enflasyondan kaynaklandığı ileri sürülerek, kurtuluşumuz ve refaha kavuşmamız için, anavatandan kopmamız ve Rum çoğunlukla birleşmemiz gerektiği propagandası yapılıyordu.Zaman bu görüşün doğru olmadığını kanıtlamıştır.Güneydeki ekonomik çöküş ve Anavatandaki ekonomik başarılar nedeniyle,bu propaganda artık geçerli akçe olmaktan çıkmıştır.
İşte bu nedenle, yeni propaganda malzemesi olarak, Kıbrıslılık kimliği ön plana çıkarılarak, sanki bir Kıbrıslı milleti varmış gibi, halkın duyguları istismar edilerek, çeşitli yalan ve tutarsız söylem ve iddialarla, Kıbrıs Türk halkının önce kökünden, yani anavatanından, daha sonra da Türk ve Müslüman kimliğinden koparılarak, yok edilmesi amacı ile, yoğun bir kampanya yürütülüyor.
Rum tarafında pişirildiği aşikar olan ve içimizdeki işbirlikçiler ile gerçekleri kavrayamayan bazı kişi, kuruluş ve siyasilerin de desteği ile servis edilen, bu tehlikeli tehdit karşısında, maalesef yöneticilerimiz, Kıbrıs Türk halkına sahip çıkmıyor.
Üstelik devletten maaş çeken bazı kişilerin, Kıbrıs Türk halkının varlığına karşı sürdürülen bu ciddi tehdide öncülük etmesine de, ses çıkarılmıyor.
Kıbrıs Türk kimliğimize karşı sürdürülen kampanyalarda, ileri sürülen tüm iddiaların gerçek olmadığı, aksine tutarsız, yalan ve kötü niyetli olduğu aşikardır.Ancak herhangi bir yönetici veya devlet yetkilisi çıkıp da, bu kötü niyetli propagandalara dur demiyor ve bu çirkin oyunu teşhir etmiyor.
Aslında, tarihi belgelerde atalarımızın Türkiye’nin nerelerinden geldiği bile belli olduğuna göre,Türkiye’nin bizi Türkleştirerek asimile edilmeğe çalışıldığını ileri sürenler, komik duruma düşüyor.
Çünkü asimilasyonun sosyolojik tanımına baktığımız zaman, ‘farklı kökenden gelen azınlıkların, etnik grupların,bunların kültür birikimlerinin,baskın doku içinde eritilmesi ve yok edilmesi sürecinin sonudur’ şeklinde tanımlanmaktadır(Uludağ sözlük).
Atalarımız Türkiye’den geldiğine göre, Türk kimliğimizin inkar edilmesi, mümkün değildir.Adada Türk yönetimine son verilmesinden sonra,İngiliz ve Rum baskılarına rağmen, dilimizi, dinimizi, ulusal kimliğimizi, gelenek göreneklerimizi terk etmedik .
İşin çelişkili tarafı, bu saçma ve kötü niyetli kampanyayı yürüten ve destekleyenler, öte yandan, bizi düşman gören, din ,ulusal kimlik ve gelenek- görenek bakımından bizden farklı olan, üstelik kimliğine çok sıkı bağlı olan ve Kıbrıslı dediği zaman sadece Rum halkını kasteden Rum çoğunlukla birleşmeyi savunuyor.Bir de insanlar arasında ayırımcılık yapmaması gereken sözde sol görüşlü kişi, kuruluş ve siyasilerin bu asimilasyon yalanına sahip çıktığı görülüyor.
Türkleştirilerek asimile edilmek istenildiğimizi şikayet edenler,soylarını inkar ediyorsa,bu kendi tercihleridir.Fakat , gerçekte asimile olan, Türk kimliğini inkar eden, Kıbrıslılık kimliğini ön plana çıkaran kişilerdir.Çünkü geçmişte İngiliz döneminde de bazı köylerdeki Türkler, aynen yaşanan dönemde olduğu gibi,önce kökünden koparılmış, daha sonra da Rumlaştırılarak asimile edilmişti.
Yöneticilerimizin umursamaz tutumuna karşın,halkımızın ezici çoğunluğu, Türk- Müslüman kimliği ile iftihar ediyor.Bu nedenle de Türkleştirilmek istenildiğimiz saçmalığını komik bir propaganda olarak görüyor.
Kuşkusuz aklı başında olan Kıbrıslı Türklerin bu yalan ve kötü niyetli propagandalarla aldatılamayacağı, ulusal kökünden koparılamayacağı biliniyor. Fakat, yöneticilerimizin demokrasinin arkasına saklanarak meydanı boş bırakması ve devletten maaş çeken bazı kişilerin bu komik asimilasyon oyununa, öncülük etmesine göz yumması sonucu, çeşitli yöntemlerle, araçlarla, duygu sömürüsü yapılarak ve çok profesyonelce propagandalarla, gençlerimiz aldatılıyor.
Gençlerimizin , Türk kimliğinden koparılması,( sanki bir Kıbrıs milleti varmış gibi), onlara,Kıbrıslılık kimliğinin benimsettirilmesi ve aynen geçmişte İngiliz döneminde yapıldığı gibi, zamanla Rumlaştırılması şeklinde yürütülen asimilasyon sürecine, yöneticilerimiz, artık el atmalı, bu sinsi oyunu bozmalı.
Aksi halde, kendi yönetimimiz altında, Kıbrıslı Türklerin yok edilmesine, asimile edilmesine ve Rumlaştırılmasına göz yuman, yöneticiler olarak hatırlanacaklar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40