banner97

Anavatanda bir danışmanın, il olmamızın yönetim maliyetinin şimdiki ile kıyaslanamayacak kadar az olacağını ifade etmesi nedeniyle yapılan açıklamaların, yararımıza olmadığı ve sadece düşmanlarımızı mutlu ettiği görüşündeyim. Özellikle siyasiler ile sorumlu makamlarda olanların, ülke çıkarlarımıza zarar vermemek için, anavatanla aramızı açabilecek açıklamalardan kaçınması gerekir. Öte yandan KKTC’ye inanmayan, kuruluşunu hata olarak gösteren, devletimizi sürekli aşağılayan, devletimizin tanıtımını istemeyen, her koşulda Rum ile birleşmemizi savunan, müzakerelerde tek vatandaşlık, egemenlik hakkımızdan feragat edilmesi , nüfusumuzun dondurulması, devletimizin eyalete indirgenmesinin kabulü, Rumların içimize yerleşmesi gibi Enosis’e zemin hazırlayacağı aşikar olan ödünler verilmesine ses çıkarmayanların , şimdi bir açıklama karşısındaki orantısız tepkileri hoş karşılanamaz. Her şeyden önce ortada ‘fol yok yumurta yok’. Bu nedenle bu kadar telaşa, tepkiye korkuya hayret etmemek mümkün değildir. Belki makamlarda bulunan, şimdiki bozuk yönetimden nemalanan ve makam elde etmek hayali içinde olanların, il sözcüğü karşısında bile endişelenmesi fazla yadırganamaz. Kuşkusuz anavatanın ili olmamız, bizim için en ideal ve onurlu bir seçenektir. Amma İçinde bulunduğumuz koşullarda, emperyalistlerin buna izin verebileceği düşünülemez. Bosna örneğinde görüldüğü gibi, emperyalist ülkelerin, Türkiye’ye yakın olan bir halkın devlet olarak tanınmasını da istemediği biliniyor. Bu durumda KKTC’yi güçlendirmemiz, anavatan aracılığı ile dünyaya açılmamız, zamanla varlığımızı kabul ettirmeye ve devletimizi tanıtmaya çalışmamız gerekir. İl açıklamasını ‘Mal bulmuş Mağribi’ gibi istismar eden ve kırıcı açıklamalar yapanlara gerçekleri hatırlatmakta yarar görürüm: 1878’de anavatanın zor durumda olmasından yararlanarak Kıbrıs’ı ele geçiren İngiltere, çeşitli yöntemlerle bizi güçsüz bir azınlık durumuna düşürdü. Ada çapında sadece Lefkoşa’da tek bir Türk orta okulu ve Lisesi vardı. Tüm Kıbrıs’ta Türk doktor, mühendis, avukat sayısı bir elin parmak sayısından azdı. Sefaletten Türkler daha iyi yaşam koşullarına sahip olabileceği umudu ile, kızlarını Araplara satıyordu. 1950’li yıllarda anavatan tüm kazalarda orta okul ve liseler açtı, en değerli öğretmenlerini bize gönderdi. Liselerden mezun olan Türklere istediği dalda, burslu üniversite öğrenimi yapma olanağı sağladı. 1957-59 EOKA saldırılarına karşı bize sahip çıktı ve 1960 anlaşması ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin eşit ortağı olmamızı sağladı. Rumların bizi ortaklıktan atmasından sonra, 1963- 74 döneminde, anavatanın fiili yardımı sayesinde Rum’a teslim olmadık ve toplu olarak katledilmedik. Anavatanın 1974 Barış harekatı sayesinde, bize ait bir bölgede can ve mal korkusu içinde olmadan yaşama ve kendi kendimizi yönetme olanağına sahip olduk. 1974’den günümüze anavatan tüm alt yapımızı yapmakta ve tüm gereksinimlerimizi karşılamaktadır. Son yıllarda üniversiteden mezun olup da ülkemizde iş bulamayan gençlerimize, aynen Türk vatandaşları gibi anavatanda istihdam olanağı sağlanmaktadır. Halen anavatanda Vali, Kaymakam, Dekan ve Rektör makamlarında olan Kıbrıslı Türk vardır. Hiç bir Türkiyeli çıkıp da, Kıbrıslı bir Türk, dekan veya vali olarak başımıza atandı diye şikayet etmemektedir. Öte yandan, anavatanımızın adadan ayrılması durumunda; Rum yönetimi egemenliğini kuzeye yayacak, cumhurbaşkanımız, Başbakanımız , Meclisimiz, siyasi partilerimiz, devlet kuruluşlarımız ve memurlarımız tarihe karışacak. Girit Türklerinin kaderini paylaşacağız. Söz konusu danışmanın söylediklerine gelince, 300 bin kişilik bir devlet yönetilmesinde olağanüstü harcama yapıldığı doğru değil mi? 80 milyonluk İran Cumhurbaşkanının görevine halk otobüsü ile gitmesi karşısında, bizde en pahalı makam arabaları kullanılması, görevden alınıp kızağa çekilen 200 kişiye en üst baremden maaş ödenmesi, on binlere varan resmi hizmet araçları kullanılması, kişi başına düşen memur oranı bakımından dünya birincisi olmamız, siyasi partilere bütçeden ödenek yapılması, siyasilere tanınan özlük hakları gibi aşırı harcamalar yapıldığı inkar edilebilir mi? Söz konusu danışmana kızmak yerine, kendimize çeki düzen vermemiz ve devlet yönetimindeki savurganlıktan vazgeçmemiz daha isabetli olmaz mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa s. 7 ay önce

sordun mu kaç kişi Tc ili olmak ister?herhalde 50'yi geçmez.

banner95

banner66

banner50

banner68

banner40