Ali Özmen Safa;
Yıllar önce geldi doğup büyüdüğü topraklara…
İngiltere’de iyi para kazandı, bunları kendi ülkeme yönlendireyim diye düşündü…
Ev yaptı, otel yaptı, medya sektörüne girdi…
Ama sonuçta geldiğine de pişman oldu!
Pişman olduğunu üstüne basa basa söylüyoruz, çünkü bunu geçenlerde kendisiyle yaptığımız uzun bir telefon görüşmesinde söyledi…
Pişman oldu çünkü, buna bir kez daha bugün Star Kıbrıs Gazetesi’ne “Anavatan’a mektup” başlığındaki haberde bir kez daha tanık olduk.

Ali bey, elbette zemzem suyu ile yıkanmış birisi değil…
Önce AKP rüzgarını arkasına aldı, sonra da UBP’ye yaslanmaya çalıştı.
Şimdi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor, haklı olarak…
Her ne kadar bazen medya gücünü, kendi özel işlerinde kullanıp, hükümete karşı bir silah olarak kullansa da, son feryadı aslında ülke gerçeklerini de gözler önüne seriyor…
Kendisiyle bir çok sefer yaptığımız görüşmede tespitimiz odur ki, her şeye rağmen ülkesini seven, kalkınmasına katkı koyan ve bunun için yılların birikimini burada harcayarak riske atan bir Kıbrıs Türkü olarak alkışlanmalıdır…
Hele de buradaki kazançlarını, yurt dışına çıkaranları göz önünde bulundurunca…

Ali bey, AKP’li dostlarının desteğini kaybetmiş olacak ki bir süredir devletten istediği krediyi alamadı…
Buna medya gücü de yetmedi!
Başbakanın, bakanların kapısını aşındırdı ama bir türlü sonuç alamadı…
Hatta bir çoğunda iş bilmez bakanlara ve bürokratlara ateş püskürdü..
Çünkü unuttuğu bir şey vardı, İngiltere gibi sistemin oturduğu bir ülkede değil, sistemsizliğin sistem olduğu bir ülkede yatırım yapma kararı almıştı…
Son çare olarak, Beşir Atalay’ın KKTC’ye yaptığı ziyareti fırsat bildi ve içinde ne varsa döktü.
İyi de yaptı, ha keşke bunu daha önce yapsaydı da, devlette yaşanan rezilliklerin yatırımcı bir iş adamını ne hale düşürdüğünü ilk ağızdan daha önce öğrenseydik…

Ali beyin feryadını daha fazla yorumlayacak değiliz, çünkü her şey apaçık ortada…
Her ne kadar bu feryadın altında Ali beyin imzası yok ama mesajı gönderen de alması gereken de belli…
Onun için, dün Star Kıbrıs’ta manşet olan ve Ali beyin pişmanlığını dile getiren yazıyı bir kez de bizim köşemizden okumanızı istedik…


“TEDAVİSİ BASİT YARALAR KANGRENE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Kuzey Kıbrıs’ta son dönemlerde vuku bulan olaylar, ülke içinde yaşamını idame ettiren insanların hak, hukuk ve adalet gibi kavramlara güvenini azaltmıştır. Tedavisi çok basit olan toplumsal yaralar gerekli tedbirler alınmadığı için bugün kagrene dönüşmüştür. ÖzellikleTürkiye’den gönderilen hibe ve destek kredileri amacına uygun olarak dağıtılamamaktadır.

İŞADAMLARININ %75’İ TEFECİLERLE ÇALIŞIYOR

Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC ekonomisi ve yatırımcısının güçlenmesi için gönderilen kaynaklardan bugün birçok işadamı yararlanamıyor. Çünkü ülkede, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir bankacılık yasası mevcut. Kuzey Kıbrıs’ta, kredi çeken ve 3 ay ödeme yapmayan herkes, bu aşamadan sonra borcunun tamamını ödese bile bankaların ‘kara listesine’ girmekten kurtulamıyor. Kara listeye giren işadamı bu aşamadan sonra milyonlarca TL’lik ipotek bile gösterse bankalardan ne kredi alabiliyor ne de düşük fazili desteklerden faydalanabiliyor. Bu yüzden KKTC’deki işadamlarının yüzde 75’i tefecilerle çalışıyor. Önemli bir sayıda insan da mazbatalar nedeniyle cezaevine düşüyor.

KIBRISLI TÜRK YATIRIMCILARIN İPOTEKLERİ KABUL GÖRMÜYOR
Kuzey Kıbrıs turizminin gelişmesi için özellikle İskele Bafra bölgesinde başlatılan birçok otel inşaatı bugün tamamlanamamıştır. Bunun nedeni Kıbrıslı Türk yatırımcının Kalkınma Bankası’na verdiği ipoteklerinin kabul edilmemesidir. Kıbrıslı Türk yatırımcının ipotek gösterdiği emlaklar Rum tapulu olduğu için kabul görmemektedir. Bu da Kıbrıslı Türk yatırımcıyı zora sokmaktadır.

DEVLET BANKALARININ YÖNETİMİNE DİKKAT

Türkiye’den gönderilen kaynaklar, KKTC’deki bankalar tarafından iç piyasaya aktarılıyor. Özellikle devlet kontrolü altında olan bankaların yönetiminde; bankacılık ve ekonomi alanında hiçbir deneyimi olmayan kişiler bulunmaktadır. Siyasi otoriteye yakın isimler devlet bankalarının yönetimlerinde görevlendirilmesi beraberinde ‘Ahbap çavuş’ ilişkisini getirmektedir. Bu yüzden birçok kişiye verilen devlet kredileri geri ödenmemeiştir.

GÖNDERİLEN PARANIN HESABI SORULSUN
Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin gönderilen kaynakların hesabını sorması ve nerelere harcandığını bilmesi sadece görevleri gereği değil hem Anadolu halkına hem de Kıbrıs Türk halkına karşı bir sorumlulukları olduğu anlaşılmalıdır. KKTC’deki çarpık düzenin düzelmesi için herkes elini taşın altına koymalıdır.

KAMUDA DEĞİŞİM ŞART

Kuzey Kıbrıs’taki kamunun hantallaşan yapısı tüm girişimlere rağmen değiştirilememiştir. Kamunun kapladığı alanda özel sektör yaşam şansı bulamamıştır. Disiplin altına alınamayan kamu nedeniyle, ülke ekonomisi için girişim yapmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcıların önüne çıkan bürokratik engeller fırsat pencerelerini birer birer kapatmıştır.

KIBRISLI TÜRKLER PATRON DEĞİL İŞÇİ OLACAK

Kıbrıs bulunduğu konum itibariyle önümüzdeki süreçte birçok gelişmeye ev sahipliği yapacak potansiyele sahiptir. Akdeniz’deki doğal kaynak rezervleri dünyadaki birçok ülkenin dikkatini yeniden Kıbrıs Ada’sına çevirmiştir. Yakalanacak fırsatlarda yerli işadamları güçlü olmazsa günün sonunda ülkede oluşacak zenginlikte Kıbrıslı Türkler patron değil işçi olacaktır.

İNŞAAT SEKTÖRÜ KADERİNE TERKEDİLDİ

Son dönemlerdeki yanlış uygulamalar nedeniyle KKTC’nin altın yumurtlayan tavuğu olan inşaat ve emlak sektörü can çekişmektedir. Ülkede binlerce konut ve turistik tesis yarım bırakılmış, yatırımcının feryadına kulak tıkanmıştır. Kuzey Kıbrıs ekonomisine katkısı tartışılacak ve geri dönüşü olmayan alanlara kaydırılan krediler, tüm mal varlığını ipotek ederek kredi isteyen işadamlarına ‘Bir bankada ödemeyi geciktirdiği kredi taksidi’ gibi gerekçeler gösterilerek kullandırılmamıştır.

PROJELER HEP SÖZDE KALDI
Kuzey Kıbrıs’taki ekonomi politikalarının yanı sıra bugün sağlık ve eğitim başta olmak üzere ülkedeki birçok alan yapılacak değişim reformlarını beklemektedir. Kağıt üzerinde varolan ilerleme maalesef birçok alana yansımamıştır. Ülkedeki küçük bir azınlık dışında mevcut durumdan kimse memnun değildir…”

GÜNÜN FOTOĞRAFI




MESAJ KUTUSU

Sayın Meral EROĞLU
, kurultay kavgasında sürtüşme içinde olduğunuz Gülin Küçük ve Şerife Ünverdi’yi mahkemeye verdiğinizi ve yakında mahkeme koridorlarında şenlik yaşanacağını öğrendik. Biz de bu davayı çoktan kapattığınızı sanıyorduk…

Sayın Hasan TAÇOY
, gönlünüzün genel sekreterlik görevinde olduğunu biliyoruz ama İrsen beyi bu görevi Lefkoşa dışında bir vekile vermeye kararlı görünüyor. Acaba seçim bölgenizi değiştirseniz mi diyoruz, nasıl fikir ama?

Sayın Fuat NAMSOY,
bundan bir süre önce aceleyle yapılan ve 8 köyün kanalizasyon sularının toplandığı Çamlıbel bölgesindeki kuyu sızdırmaya başlamış. Türkiye’den gelecek olan suyla karışma riski olduğu iddia ediliyor, bir ilgilenin bakalım.

Sayın Osman AMCA
, kayıt işçiye karşı geçenlerde Çalışma Bakanlığı’na siyah çelenk koydunuz ama, o tarihten itibaren sizin de işletmenizde kaçak işçi çalıştırdığınıza dair ihbarlar gelmeye başladı. Umarız doğru değildir…

Sayın Derviş EROĞLU
, Beşir Atalay belki sizi es geçip kapınızı çalmadı ama CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ziyareti teselli ikramiyesi olacak değil mi? Hatta Kılıçdaroğlu’nun AKP’ye nispet olsun diye bu ziyareti gerçekleştireceğini düşünenlerin sayısı hayli fazla…

Sayın Ersin TATAR
, Güney’den alınan sigorta çeklerinin bizim bankalarda bozulmadığına dair şikayetler gelmeye başladı…Çok sayıda vatandaş konuya hassasiyet göstermenizi isteyen mesajlar göndermiş…

Sayın Hasan ONALT, Sanayi Odası başkanlığına aday olacağınız iddia ediliyor. Ali bey tam da rehavet içine girmişken rekabet ortamının oluşması sanayici kesimini sevindirmiş. Hayırıl ve uğurlu olsun…

Sayın Yusuf SUİÇMEZ, müftülük görevinden yıllar önce alındığınız halde bunu peşini bırakmadığınız ve mahkeme sürecini inatla devam ettirdiğiniz söyleniyor…Karadenizli inadı böyle bir şey olsa gerek değil mi? Gazanız mübarek olsun…

Sayın Derviş Ata TAHİROĞLU, dün Meymet Uysal’ın mekanında genel seçimler için siyasi kulislerde bulunup Mehmet ustanın olurunu aldığınızı öğrendik. Bu işler sessiz ve derinden olur değil mi? Hadi bakalım hayırlısı.

Sayın Kemal DEVECİ,
Girne köylerini arşınlayarak nabız yokladığınız ve genel seçimlere şimdiden hazırlık yaptığınız görülmüş. Bu arada İskeleli seçmen de sitem ediyor bilesiniz. Bölgeye uzun süredir uğramadığınız söyleniyor…

Sayın Reşat ALTINÖR, Malpas Gazino çalışanlarının öfkesi durmak bilmiyor. Hadi İtalyan şirket adayı terk etti, bari bu insanlara siz sahip çıkın. Her an bölgede istenmeyen olaylar yaşanabilir, bizden uyarması…

Sayın Aydan BAŞKURT, Sayıştay’dan gelen bir karar epey moralinizi bozmuş diyorlar. Eğer çok sayıda ihtiyaçlı vatandaş artık devlet katkılarından yararlanamayacaksa aç kalma tehlikesi yaşayacak olanlar bile olabileceği iddia ediliyor. İşiniz hayli zor görülüyor, kolay gelsin…

Sayın Alican KABAKÇI,
sizin muhalif ruhlu birisi olduğunuzu bilirdik de şimdiye kadar öfkeli olduğunu hiç görmemiştik…Bakalım hükümet yetkilileri bu ağır suçlamalara nasıl yanıt verecek?

Sayın Rasıh REŞAT,
evdeki buzdolabındaki bütün rakı şişelerini çöpe gönderip boş kalan yerleri ayranla doldurmuşsunuz. Fazlası midenizi ekşitebilir aman dikkat…

Salın Sezai SEZEN
, hafta sonu yapılacak olan eko güne büyük heyecanla hazırlandığınızı ve bu kez sürprizlerle bölge halkının karşısına çıkacağınızı öğrendik. Biz de merak ettik, bu kez mutlaka geleceğiz.

Sayın Ali Özmen SAFA, hükümete karşı gösterdiğiniz tepkiyi anlarız. Ama ha keşke bunu hükümete destek verirken de düşünseydiniz. Ama zararın neresinden dönülürse kardır değil mi? Allah kolaylıklar versin…

Sayın Ömer MERAKLI, yeğeninizin bir traktör kazasında hayatını kaybettiğini üzülerek öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin…

Sayın İrfan GÜNSEL, YDÜ’nün Altın Kalite ödülü almasına derecesiz memnun olduk. Bir de çalışanların yatırımlarını zamanında yatırırsanız ve mağduriyetlerini önlerseniz bir ödül de onlardan alacaksınız…






Günün Fıkrası

Nasıl bildin?


Temel Karadenizli olmaktan ve Karadeniz'deki köyünden bıkmıştır. Bunun üzerine Amerika'ya gider. Karadenizli olduğu kimse anlamasın diye konuşmasını değiştirir, burnuna estetik yaptırır...
Temel bir gün yine köyüne döner. Yolda bir çoban ve sürüsünü görür. Çobana derki;
- Eğer burada kaç koyun olduğunu bilirsem, koyunlardan birini bana verir misin?
Çoban;
- Bilemezsin ki. Ama yinede bilirsen birini veririm.
Temel;
- Burada 189 tane koyun var,
Der ve bilir. Çoban bunun üzerine;
- Tamam al koyunlardan birini.
Temel tam giderken çoban bağırır;
- Eğer senin nereli olduğunu bilirsem bana koyunu geri verir misin?
Temel;
- Bilemezsin. Ama eğer bilirsen geri veririm.
Çoban;
- Sen Karadenizlisin, hem de bu köyündensin.
Temel şaşırır;
- Nasıl bildin! Ben Karadenizli olduğum anlaşılmasın diye o kadar değişiklik yapmıştım.
Çoban;
- Çok kolay oldu. Çünkü ancak bir Karadenizli bu kadar koyunun içinden seçe seçe çoban köpeğini seçip gider...