Yaşamasak da, aklımıza getirmesek te, hatta unutmaya meyilli olsak da “ Adam olmak, adam gibi yaşamak” konusunu ciddi olarak ele almamız ve sorgulamamız gerektiği düşüncesindeyim. Üzerinde düşünelim, araştırma yapalım, tartışalım hatta yazalım. Okudukça,sosyal ortamlarda tartıştıkça hepimizin insani eksikliklerimizle savaşmamız gerektiğinin gerekliliğinin şart olduğunu hep birlikte göreceğimizden eminim…
Adam olanlar ve olmayanlar arasındaki fark yalnızca büyük olaylarda ve geniş çaplı ortam şartlarında değil çok küçük ayrıntılarda bile kendini belirgin kılar. Adam olmak zor iştir, adam kalmak ise daha da zordur. Daha doğrusu sonu olmayan bir süreçtir.
Adam olanın farklı duruşu olmalıdır. Bu, zorlama ya da yalnızca dış görüntüde değil, kendiliğinden olan farklılıktır. Mevlana insanı bir ceviz benzetmesiyle tanımlar. Dış kabuk o güzel rengiyle dünyevi hazlar, sonra iç kabuk ve incecik bir zarla korunan beyaz iç. Kar beyazı ve tertemiz. Yeni doğan bir bebeğin duru saflığında . İşte insanın iç dünyası arındıkça bu farklılık da ortaya çıkar.
Adam olmak yılmamak ve vazgeçmemektir.” Nelerden yılmamak ve vazgeçmemek” diye soracak olursanız; hayatın zorluklarından, dışımızdaki insanların karşımıza çıkardığı sorunlardan, kaprislerdinden, yalandan, iki yüzlülükten, günü kurtaran ucuz hesaplardan, dünyevi hazların ve şan şöhret peşinde koşanlardan…
Adam olmak, üzerinde öğrenmemiz gereken dersler, aşmamız gereken sınavlar olan uzun bir yoldur. Akıl… Ahlak… Düşünce derinliği… Düzen ve disiplin… İnsancıl duygular… Hoşgörü… Empati… Sevgi… Bunlar yolun anahtarlarıdır. Sonsuz olan bun uzun yolda aksamadan ileryebilmek için, akıl yolun başıdır ve diğer her bir kelime o yolun duraklarıdır. Yola çıkılır ve duraklarda durarak öğrenilir. Sonunda sevgi noktasında bir soluk alınır.
Sonsuza varan bu yolda devam edebilmek için Konfizçyüz,” Adamlık insanlar için su ve ateşten üstündür. İnsanların ateşe ve suya girdiklerini ve bu yüzden öldüklerini gördüm ama adamlığa girip de bu yüzden ölen kimseyi görmedim,” der ve özelliklerini de,” Adam olan adam; iç değerleri sever, bayağı adam; dünya değerlerini sever. Adam olan adam ağırbaşlıdır, ciddidir, çalışkandır ama kendini beğenmiş değildir,” sözleriyle açıklar.
Adam olmak, “ O ne der, bu ne der?” düşünce ve sınırlandırması ile yaşamamaktır. Ancak ölçülü ve dengeli yaşamaktır.” Kendi gibi” olmaktır. Başkalarının yalanlarına yalanla karşılık vermemektir. Başarı karşısında kazandım diye gururlanmamak, yenilgide kaybettim duygusuyla yılmamaktır. Yüreğine ve sinirlerine “Dayan” diyebilmek, herkesle dost olup erdemli kalabilmektir.
Her dakikayı, her saati emekle, hakça, alın teri ve akılla yaşamaktır. Saniyeleri bile bir gün gibi değerlendirmektir. Susması ve dinlemesi gereken yerde susmak, konuşması gerektiğinde az ve öz konuşmaktır.
Yazımızın sonunda yine Konfüçyüz’ün bir sözüyle noktalamak istiyorum: ” Kesin kararlılıkla az konuşma birleşti mi adamlık çok yakındır. Konuşulmaya değer birine rastlanıldı ve on unla konuşulmadı ise bir adam ziyan edilmiş demektir. Kendisiyle konuşmaya değmeyecek birine rastlanıldı ve onunla konuşuldu ise sözler ziyan edilmiş demektir. Adam olan adam ne adamı ziyan eder ne de sözlerini ziyan eder”
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40