Ne yalan söyleyeyim haberi Haberdar’ın manşetinde görünce aklımın ucundan bile geçmemişti.
Çünkü ben yıllar öncesinden tanıdığım Altınbaş ailesini muhafazakar, namazı niyazında, haram mala tamah etmeyecek bir yapıda gördüm kendilerini hep.
Yıllar önce Kıbrıs’a gelen aile önce kuyumculuk işlerine oradan da petrol işine girdi.
Ve son 20 yılda inanılmaz bir yükselişle, bırakın Kıbrıs’ı Türkiye’nin sayılı şirketleri arasına giren ve holding bünyesine kadar büyüyen bu şirketi hep başarılarından dolayı taktir ettik.

Zaman zaman her ne kadar bu şirket hakkında bazı söylentiler çıktıysa da hiç biri kanıtlanmadı, belgelenmedi, dedikodu olarak kaldı.
Siyasilerle ve özellikle de iktidar partileriyle hep iyi ilişkileriyle tanıdığımız, ayrıca medya ve medya mensuplarıyla da özellikle verdikleri reklam desteği ile arayı sıcak tutan şirket, şimdi akaryakıt kaçakçılığı gibi müthiş bir suçlamayla karşı karşıya.
Eğer KKTC devleti bu konuda yapılan bir gazete haberinin peşine böyle ciddi bir şekilde düşmüşse ve sadece bu ülkede değil, Türkiye ve başka ülkelerde de geniş bir araştırma başlattıysa, insan üzülerek ‘yazık’ demekle yetiniyor.

Dün bu yazıyı kaleme alırken gazeteyi arayıp sordum, ilgili şirketten bir açıklama geldi mi diye!
Henüz bir açıklama olmadığı için ve biraz da diğer basın kuruluşları bu konuda sessiz kalmayı seçtiği için bir iki çift yazma gereği duydum.
Çünkü bizim basında maalesef kötü bir huy var, bir başka yayın organı ya da mensubu bazı olayları su yüzüne çıkardı diye, ansızın bakar kör olur, yolsuzluklara karşı mücadele edeceğine, susmayı tercih eder.
Sanırım şimdi de aynı olayı yaşayacağız.

Aileden sadece Vakkas Altınbaş’ı tanıdığım için ona birkaç soru sorma gereği duydum.
Basında böyle büyük bir suçlama çıktığı ve ülkenin maliyesi geniş bir araştırma başlattığı halde halen bir açıklama yapılmaması, dolayısıyla suskunluğun tercih edilmesi, bu suçlamaları kabul etmek anlamında mıdır?
KKTC’ye geldiğinde ticarete sıfırdan başlayan ve inanılmaz bir yükseliş göstererek Türkiye’nin ilk 100 zengini arasına giren bu ailenin başarısı koskocaman bir fiyasko mudur?

Yapılan suçlamalar çok ciddidir;
İsrail, Rusya, İsviçre, Türkiye ve KKTC bağlantılı olduğu iddia edilen yolsuzluklarda nasıl haksız kazanç elde edilmiştir?
İsrail’den getirilen akaryakıtın, Malta’dan getirildi gibi gösterildiği doğru mudur?
İddia edildiği gibi, sahte fatura tanzim edilmiş midir?
Özellikle KKTC’ye getirilen akaryakıtın standartların altında olduğu ve araçlara zarar verdiği söylentilerinde gerçek payı nedir?

Umarız ki tüm bu suçlamalar doğru değildir.
Çünkü sürekli olarak bu ülkede ticarete ilk adımı atan ve sonra devleşen, bizim de göğsümüzü kabartan böyle önemli bir şirketin yasal olmayan işlerden dolayı büyümesi bizi derinden yaralar, tarifsiz üzer.
Onun için Vakkas bey daha fazla gecikmeden, basının önüne çıkıp yapılan suçlamalara cevap vermek, kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır.



Okur Görüşü

“Denetleme yok!”

“İyi günler Levent bey,
Devlet kasasını sömürmede, tınlayan yok çünkü, devlette denetleme mekanizması denen bir şey yok,var da yok.
Başbakanlık Denetleme Kurulu, Sayıştay nedir, ne işe yarar bu memlekette ?
Sayıştay başkanı ne yapıyor ? Bütçe görüşmelerinde bütçesini arttırıyor, bir yandan da bağımsız bütçe istiyor.
Sayıştay’ı uluslararası seviyeye çıkaracakmış. LTB gibi diğer bazı belediyeler de usulsüzlükler yüzünden batağın eşiğinde.
Görevi olan denetimleri yıllardır yapmayan Sayıştay, önce görevlerini yerine getirsin, 1978'den kalma yasasını güncellesin, sonra ekonomimiz gibi Sayıştay’ı da uçuşa geçirsin...
(Ahmet OZAN)


MESAJ KUTUSU


Sayın Mehmet Ali TALAT, sizin çalışma ofisine verilen iki görevliden çok fazla verim alamadığınız için özellikle yazışmadan anlayan yeni istihdam talep etmişsiniz. Siz kendi ayarınızda birini arıyorsanız daha çok beklersiniz.

Sayın İrsen KÜÇÜK, ikinci turun 9 Aralık’ta olduğuna yönelik kulağıma bir şeyler fısıldandı doğru mu? Bu kez işi çok sıkı tutacağınız ve kumandayı elinizden bırakmayacağınız söyleniyor. Ha şunu bileydiniz.

Sayın Suat GÜNSEL, hükümetin böyle ansızın size karşı tavır almasının ardında kurultayda Ahmet Kaşif’e verdiğiniz desteğin olduğu iddia ediliyor. Hastane olayının dışında başka sürprizlere de hazırlanmanızda fayda var. Bu arada önceki akşam ki resepsiyonda İrsen bey ile soğukluğunuz gözlerden kaçmadı.

Sayın Vakkas ALTINBAŞ, holdingin vitrini olarak ve basınla samimi ilişkileriniz nedeniyle şirket hakkında çıkan suçlamalara ne zaman yanıt vereceğiniz merak konusu oldu. Kamuoyunun gözü kulağı sizde bilesiniz.

Sayın Ahmet KAŞİF, devlet hastanelerine karşı göstermediğiniz hassasiyeti özel bir hastaneye göstermeniz kamuoyunda yadırgandı. Çok sayıda mesajda bu samimiyetin nedeni soruluyor. Tam bir uzmanlık sorusu değil mi?

Sayın Bünyamin MERHAMETSİZ, dikkat ediyorum da Karpaz bölgesindeki cenaze törenlerine katılan siyasetçi sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Bölge halkının gözünden kaçmıyor ve bunlar iyi gün siyasetçileri yorumları geliyor. Oralarda iyi ki siz varsınız.

Sayın Ahmet BENLİ, Yenikent bölgesinin arka sokaklarında asfaltlama çalışmalarının başlatılmış olması bölgede memnuniyet yarattı. Ama evlere telefon eden belediye görevlilerinin bunu bildirmesi biraz işgüzarlık olarak nitelendiriliyor.

Sayın Kutlay ERK, LTB’yi iki senede ayağa kaldırırım sözlerinizden sonra başkan aday adayları listesine siz de girdiniz. Biz gözünüzün daha yükseklerde olduğunu biliyoruz ama son karar artık sizin.

Sayın İsmet AKİM, ortaya öyle bir belge çıkardınız ki LTB’de aşırı istihdamların suçluları arasına kendi partiniz de girdi. Pirincin taşını nasıl ayıklayacaksınız merak konusu olmuş.

Meltem ATAKARA, Girne’de noter olma hakkı almışsınız, hayırlı uğurlu olsun. Soyadınız bile bu iş için hiç de zorlanmadığınızın ispatıdır değil mi? Hayırlı işler dileriz.

Sayın Cemal DAĞLIKOCA, dün akşam sizin malikanede yine UBP’nin ağır toplarını ağırlamışsınız. Bakalım izdivaç yapınca da eve bu kadar sık misafir kabul edecek misiniz?

Sayın Polat ALPER, yeni bomba projenizin bir televizyon kanalı olduğunu öğrendik. Anladık siz de artık medya patronluğuna soyundunuz ve sonuna kadar gideceksiniz. Allah utandırmasın, kolay gelsin.

Sayın Ünal ÇAĞINER, özellikle İsrail vatandaşlarının KKTC’de toprak satın almasının yoğunlaşmasından sonra sizin büyük adımınız, diğer iş adamlarına çabuk yansıdı ve bir çoğu harekete geçti. Tebrik ederiz, ülkenin kaderini değiştirecek bir icraata imza attınız.

Sayın Bulut AKACAN, Girne Belediye başkan adaylığı konusunda gizliden gizliye çalışmaya başladığınızı duyduk. Taktınız bir kere kafaya ya, hadi bakalım hayırlısı. Bakalım kayınpeder bu konuda sizi ne kadar destekleyecek?

Sayın Osman LEVENT, ikinci torun da nihayet gelmiş şimdi de üçüncüyü bekliyormuşsunuz. Seri üretim başladı desenize. Size ve aileye torunlarla birlikte sağlıklı mutlu nice güzel günler dileriz. Moreket bu sıralar kayıp, bulunca tarihi buluşma gerçekleşecek.

Sayın Mustafa MOHAÇ, iyi bir kaptan olduğunuzu bilirdik de iyi bir siyasetçi olacağınızı da şimdi öğrenmeye başladık. Girne’de yapılan kulislerde adınız hep üst sıralarda geçiyor. Bu iş oldu mu dersiniz acaba?

Sayın Mustafa CANDEMİR, villa satışlarında satış rekorlarını zorladığınızı duyduk. Bu kadar damping yaparsanız olacağı buydu. Bu kadar küçük taksitleri görünce benim bile canım çekti. Hayırlı işler dileriz.

Sayın Mehmet ÇELEBİ, sizin gönlünüz bir tek partide ama size gelen tekliflere bakılırsa seçimlere yakın Güzelyurt’dan en az iki partiden daha teklif alacaksınız. Bu arada sizin ekibi görünce doğrusu etkilendim. Hepsi de maşallah zıpkın gibi.

Sayın Ersöz PAŞA, 18 kilo birden verince artık tanınmaz hale gelmişsiniz. Yakında film şirketlerinden teklif alırsanız hiç şaşırmayın. Allah nazardan sakınsın.

Sayın Tahsin MERTEKÇİ, yani siyaseti bu kadar seven birisini daha hayatımda görmedim. İlk seçimlerde meclise kesin gireceğinize bahse bile girebilirim.

Sayın Engin ARI, diyetisyenin verdiği listenin çok dışına çıktığınız ve yeme içme işini iyice abarttığınız gözlemleniyor. Diyetisyene verilen paralar da boşuna gidiyor, hakkınızda hayırlısı artık.


Günün Fıkrası

Üstünü ört

Adam, aldattığını düşündüğü karısını
sevgilisiyle yatakta basmaya
kararlıymış.
Evden çıkınca bindiği taksinin şoförüne olayı anlatmış.
Taksici şahit olmayı kabul etmiş ve bu ikili, adamın evine geri dönmüşler.
Tabii beklenen gibi adam karısını sevgilisiyle içeride basmış.
Yorganı kaldırınca karısıyla adamı çırılçıplak görmüş.
Koca sinirli, neredeyse adamı öldürecek, karısı “Dur!” demiş
“Niye?” diye sormuş adam.
Şimdi oturduğumuz evi kim aldı biliyor musun?
Çocukları Amerika’da kim okutuyor sanıyorsun?
Bodrum’daki yazlıkla yeni tripleks villayı kim yaptırıyor zannediyorsun?
Hepsini bu adam yapıyor.
Kocası bunları duyunca daha çok sinirlenmiş.
Beraber baskın yaptıkları, şahit olacak olan taksiciye sormuş:
“Ne yapayım ben bu adama ha sen söyle” demiş “Ne yapayım?”
Taksici çok sakin bir sesle:
“Üstünü ört, abi üşümesin.”